Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22975 E. 2013/6689 K. 11.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22975
KARAR NO : 2013/6689
KARAR TARİHİ : 11.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Görevlileriyle İlişkisi Olduğundan ve Onlar Nezdinde Hatırı Sayıldığından Bahisle Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
1-5237 sayılı TCK’nın 158.maddesinin 2.fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söyleyip kamu görevlileri nezdinde hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği somut olayda ise; sanığın isim belirtmeksizin, belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığından ve ilişkisi olduğundan bahsetmeksizin kendisini askeri istihbarat görevlisi olarak tanıtıp ismini de … olarak beyan edip katılanın askerlik tecil işlemlerini halledeceğini ve kendisini yurt dışına göndereceğinden bahisle haksız çıkar sağladığının iddia ve kabul olunması karşısında, fiilin 5237 sayılı TCK’nın 157.maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden unsurları yönünden oluşmayan aynı Yasanın 158/2.madde ve fıkrası uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
2-Sanık tarafından, 5237 sayılı TCK’nın 43/1.maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün birden fazla ihlal edilmesi suretiyle, katılandan değişik tarihlerinde ayrı ayrı birden fazla kez menfaat temin edilmesi karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
3-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
4-Suçtan sağlanan maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi halinde müsaderesi mümkün olup somut olayda koşulları oluşmadığı ve suça konu paraya da el konulmadığı gözetilmeden 5237 sayılı TCK’nın 55/1.maddesi uyarınca kazanç müsaderesine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına 11.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.