Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23566 E. 2013/7145 K. 17.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23566
KARAR NO : 2013/7145
KARAR TARİHİ : 17.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.11.2011 gün ve 2011/9-192 esas ve 2011/241 sayılı kararında açıklandığı üzere, sanığın savunmalarını sunduğu oturumlarda duruşmadan vareste tutulmayı talep ettiği ve yargılamaya konu suç için Yasada öngörülen hapis cezasının alt sınırının beş yıldan az olduğu anlaşılmakla, sanığın savunmasının istinabe yoluyla alınması ve Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ve hükmün açıklandığı son oturuma getirtilmeden karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olmadığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp , onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın aleyhinde icra takibi yapıldığını bildiği katılana tanıdığı hakimler ve savcılar olduğunu borç miktarını indirebileceğini söyleyerek katılandan 700 TL alıp birlikte adliyeye gittikten sonra işi takip edeceğini belirterek ortadan kaybolmaktan ibaret eyleminin 5237 Sayılı TCK’nun 157/1 maddesinde öngörülen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı madde hüküm kurulması,
Kabule görede,
5237 Sayılı TCK’nun 158/2 maddesinde öngörülen dolandırıcılık suçlarına bakma görevi Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu halde söz konusu madde uyarınca hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.