Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18018 E. 2013/19035 K. 03.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18018
KARAR NO : 2013/19035
KARAR TARİHİ : 03.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanık …’ın kendi çalışmakta olduğu güvenlik firmasından güvenlikçi sertifikası alacağı vaadi ile kandırdığı katılanın kimlik fotokopisini alıp üzerine kendi fotoğrafını yapıştırıp daha önceden … Noterliğinde kardeşi …’ın kimliğiyle düzenlettirilmiş olduğu imza beyannamesini ve bilgisayarda hazırladığı sözde… İnşaat adlı firmaya ait olduğu izlenimi veren işçi …’a ait ücret bordrosunu da ekleyerek uydurma belgeler hazırladığı, diğer sanık … ile birlikte … Ticaret adlı … Bayine giderek buradan katılan adına bir adet otomatik çamaşır makinası almak için hazırladığı sahte belgeleri bayiye ibraz ederek katılan finans kuruluşundan 3000 TL tüketici kredisini kullandığı iddia olunan olayda,
1- Sanık … hakkında “nitelikli dolandırıcılık”, “özel belgede sahtecilik” suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında “nitelikli dolandırıcılık”, “özel belgede sahtecilik” suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde;
Sanık …’ın sahte belgeleri hazırlayan ve kredi sözleşmesini imzalayanın sanık … olduğunu beyan etmesi, sanık …’nun ise olayla ilgisinin bulunmadığını savunması, mahkemece tanık sıfatı ile dinlenilen …’nın kredi sözleşmesinin sanık …’ın yanında bulunan kişi tarafından imzalandığını, ancak işyerlerine sanık … gelen kişinin sanık … olmadığını belirtmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; kredi sözleşmesindeki imzanın sanık … eli ürünü olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre, toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik incelemeyle yazılı mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.