YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23979
KARAR NO : 2013/7076
KARAR TARİHİ : 17.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın evinde kiracı olarak oturan sanığın, kiracılık ilişkisi ile katılanda güven oluşturduktan sonra, katılana ortak olarak hayvancılık yapmayı teklif ettiği, memleketinden ucuza hayvan alabileceğini söyleyerek katılandan 10.000 TL para aldığı, bu para ile hayvan almak için memleketine gittiğini, aldığı hayvanları bakması için … isimli arkadaşına teslim ettiğini, kurban bayramı öncesinde de getirip satacaklarını söylediği, tanık olarak dinlenen …’ın ise sanığın kendisine herhangi bir hayvan teslim etmediğini beyan ettiği, sanığın bir ay kadar sonra da eşinin hastalığı nedeniyle Manisa’ya gitmesi gerektiğini, ancak parası olmadığını söyleyerek katılandan 650 TL değerindeki bir altın bileziği aldığı, aynı gün sanığın eşinin, sanığın İzmir’de denize düşerek kaybolduğuna dair emniyete müracaatta
bulunduğu, ancak sanığın bir süre sonra ortaya çıktığı şeklindeki olayda; sanığın eylemlerinin zincirleme şekilde dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
İddianame ile talep edilmediği halde ek savunma hakkı tanınmadan sanık hakkında TCK’nın 43/1.maddesinin uygulanması suretiyle CMK’nın 226.maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.04.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.