Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/12804 E. 2012/35998 K. 30.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12804
KARAR NO : 2012/35998
KARAR TARİHİ : 30.04.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında dolandırıcılık ve mühürde sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet kararının temyiz incelenmesinde;
1-Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için ise failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Söz konusu suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da, hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hali gerçekleşecektir.
Somut olayda; Sanıkların hakkındaki evrak tefrik edilen diğer sanık ile birlikte dolandırıcılık yapmak için anlaştıkları,sanık … …’in çalıntı bir kamyona sahte plaka takıp buna uygun hazırlanan sahte ruhsat belgelerini vererek katılanın şirketinden aldığı malı götürmesi gereken yere götürmeyip diğer sanıkla birlikte mal edinme şeklinde gerçekleşen olayda, güveni kötüye kullanma suçunda başlangıçta kazanç sağlama kastı bulunmaması,malın tesliminden sonra oluşan mal edinme niyetinin ortaya çıkmasının gerekmesi oysa ki sanıkların baştan beri dolandırıcılık kastıyla hareket etmeleri,nakliyat şirketi sahibi olan katılanın araç ruhsatlarını mal tesliminden önce sorguladıklarını bildirmesi karşısında,… olan sanık … …’in malın teslim ve tevdii sırasında katılana vermiş olduğu çalıntı araç için düzenlenen sahte ruhsat yerine,aracın gerçek ruhsatını vermiş olsa katılanın ruhsatı sorguladığında aracın çalıntı olduğunu anlayacak ve malı teslim etmeyecek olması nedeniyle olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer temyiz itirazlarının reddine; Ancak:
a-Hapis cezasının “suçun işleniş şekli” nazara alınarak takdiren asgari hadden tayin olunmasına rağmen, aynı gerekçe ile hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak 1500 gün olarak belirlenmesi
b-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2-TCK’nın 204.maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçunun oluşması için yazının kağıt üzerinde bulunması şart olmayıp metal levha üzerindeki yazılar da belge kapsamında bulunduğundan, mühürlü araç plakalarının da resmi belge olarak kabulü ile sahte mühür ürettiklerine veya kullandıklarına dair kanıt bulunmayan sanıklar hakkında, mahkemece sahte belgelerin aldatıcı nitelikte olup olmadığı duruşmada incelenip tespiti yapılarak, aldatma niteliğinin belirlenmesi durumunda eylemlerinin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde mühürde sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de; suça konu olayda kullanılan sahte plakaların ele geçirilemediği ve inceleme yapılamadığı anlaşılmakla aldatma yeteneğinin ne şekilde oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
3-Sanıkların silinme koşulları oluşan sabıkalarından başka kaydının bulunmadığı dikkate alınarak, hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiileri ve sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 30.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.