Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/24869 E. 2013/8289 K. 06.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24869
KARAR NO : 2013/8289
KARAR TARİHİ : 06.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, suç tarihinde ……köyü muhtarını arayarak, kendisini …Milletvekili … olarak tanıtmak suretiyle Türk Telekom, Tedaş ve Köy Hizmetlerine işçi alınacağını, kendisine kontenjan ayrıldığını, işe girecek şahısların bir yıllık sigorta paralarını peşin olarak ödemesi gerektiğinden, kişi başı 3.500 TL para ve işe girecek kişi ile birlikte …’ya gelmelerini söylediği, köy muhtarının da durumu katılan ve tanık İbrahim’e anlattığı, katılan ve yanındakilerin, Afyonkarahisar’dan …’ya geldikleri, sanık …’in telefon ederek, “Sayıştay binasının önünde bekleyin danışmanım gelecek” dediği, burada bekledikleri

sırada kendisini İbrahim Demir olarak ve milletvekili danışmanı olarak tanıtan sanık …’ın geldiği, katılanın 3.500 TL parayı ve belgeleri şahsa verdiği, bu sanığın, “ben işlemleri yapacağım sizi vekilim mecliste bekliyor” diye söyleyince Meclis’te …Milletvekili …’nın makamına gittikleri, burada …’nın danışmanıyla görüştüklerinde dolandırıldıklarını anladıkları, sanıkların böylece eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; suçun sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca suçun işleniş şekli nazara alınarak, hapis cezası asgari hadden uzaklaşılarak tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının asgari hadden tayin edilmesi hususu, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
TCK’nın 62. maddesinin uygulanmamasına karar verilirken gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 06/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.