YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24738
KARAR NO : 2013/8380
KARAR TARİHİ : 06.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Emekli komiser olan sanık …’ın, mağduru arayarak kendisini… Emniyet Müdürü olarak tanıttıktan sonra emniyet adına bir dergi çıkardıklarını, yardım amaçlı bu dergiden alıp alamayacağını sorduğu, mağdurun yardım edebileceğini belirtmesi üzerine, göndereceği emniyet görevlisine paranın verilmesini istediği, yarım saat kadar sonra mağdurun yanına gidip “beni emniyet müdürü gönderdi, emniyet müdürü ile görüşmüşsünüz” deyip, inandırıcılığını artırmak için polis kimlik kartını da gösterdikten sonra “Devriye Polis Haberleri” gazetesini bırakarak yıllık abonelik karşılığında 300 TL aldığı, yapılan araştırmada emniyet müdürlüğü tarafından böyle bir derginin çıkartılmadığının anlaşılması, emniyet müdürü olarak
arayan kişinin sanık olması karşısında sanığın eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, sanık tarafından mağdura gösterildiği belirtilen polis kimlik kartının ele geçirilmemesi nedeniyle özelliklerinin tespit edilememiş olması, sanığın katılana satmış olduğu gazetede, hiçbir kamu kuruluşuna bağlı olmadığının belirtilmiş olması karşısında, sanığın eyleminin TCK’nın 158/1-d maddesindeki suçu oluşturduğu yönünde görüş belirten tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.