YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10200
KARAR NO : 2013/8266
KARAR TARİHİ : 06.05.2013
Dolandırıcılık suçundan sanık …’un, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 503/1 (7 kez), 522 (7 kez) ve 72.maddeleri uyarınca 5 yıl 20 ay hapis ve 130.660.000 Türk lirası ağır para cezaları ile cezalandırılmasına dair … 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/11/1997 tarihli ve 1995/1122 esas, 1997/1047 sayılı kararının, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 04/03/1999 tarihli ve … sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesini müteakip infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 503/1 (7 kez), 522 (7 kez) ve 72.maddeleri gereğince 5 yıl 20 ay hapis ve 130.660.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 31/07/2006 tarihli ve 1995/122 esas, 1997/1047 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 12.03.2013 gün ve 2013/4158/17109 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.04.2013 gün ve 2013/101603 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2.maddesinde yer alan “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” şeklindeki düzenleme ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3.maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe kanunun tespit edilip, uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması imkanı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, dosya üzerinden karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden … 9. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 31.07.2006 gün ve 1995/122 esas, 1997/1047 karar sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.