YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18807
KARAR NO : 2013/18161
KARAR TARİHİ : 21.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müşteki … ile rehberlik yapması nedeniyle tanışan sanık …’in, diğer sanıklar … ve … ile yapmış olduğu dolandırıcılık konusundaki anlaşma gereği müştekiyi sık sık telefonla arayarak kendisinde ailesinden kalma çok sayıda gerçek ve eski altın bulunduğunu, bunları satmak istediklerini, ucuza vereceklerini belirtip, kendisinin satın almak isteyip istemediğini sorduğu, müştekininde söz konusu altınları satın almak istediğini söyleyip bu teklifi kabul ettiği, akabinde sanık … ile buluşmak üzere yanına tanık …’i de alarak … ili … ilçesine gittiği, burada sanık …’nın yanında bulunan diğer sanıklar …
… ve …’ın da kendilerini … ve … olarak tanıtıp güven telkin etmek amacıyla bir adet gerçek altını müştekiye verdikleri, altını inceleten müştekinin, gerçek olduğunu öğrenmesi üzerine geri kalan altınları 110.000,00 TL karşılığında satın almak üzere sanıklarla anlaştığı, daha sonra müştekinin önceden yapmış oldukları anlaşma gereği suça konu altınları almak amacıyla sanıklarla … ilçesinde buluştuğu, sanıkların burada müştekiye paranın yarısı olan 55.000,00 TL ‘yi nakit olarak hemen vermesi halinde altınları getirip vereceklerini söyleyerek söz konusu parayı müştekiden alıp bir daha geri dönmedikleri olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık … hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii, sanık … ve sanık …’ın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine Ancak;
Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan hüküm kurulduğu halde uygulama maddesinin TCK’nın 157/1 yerine 151/1 olarak yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii, sanık … ve sanık …’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasında ilgili kısımlara TCK’nın 151/1. maddesi yerine 157/1. maddesinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.