Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5809 E. 2013/18171 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5809
KARAR NO : 2013/18171
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’nin rahatsızlanması üzerine … Diş Hastahanesine gittiği, burada annesi olan diğer sanık …’ye ait yeşil kartı ibraz ederek tedavi olmak amacıyla müracaatta bulunduğu, akabinde adı geçen hastahaneye kaydını yaptırarak tedavi gördüğü, bir süre sonra durumun fark edilmesi üzerine görevlilerce sanıklar hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, bu şekilde sanıkların katılan … zarara uğratarak dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık …’nin adı geçen hastahanede muayene olduğu ancak herhangi bir ilaç almadığı, sanıkların yeşil kart üzerinde karşıdakini yanıltacak herhangi bir değişiklik, kazıntı yapmadığı, bu şekilde gerçekleşen olayda dolandırıcılık suçunun hile, desise ve kandırma niteliğindeki maddi hareketlerin gerçekleşmediği, fotoğraftan kişinin kolaylıkla karne sahibi kişi olmadığının anlaşıldığı, belgenin iğfal kabiliyetinin olmadığı bu nedenle dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, olayın kurum ile sanıklar arasında hukuki nitelik arzettiği gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 21.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.