YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16989
KARAR NO : 2012/33362
KARAR TARİHİ : 02.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
… Ceza Genel Kurulunun 18/03/2008 tarih 2008/9-7 Esas 2008/56 sayılı kararında belirtildiği üzere; zorunlu müdafii atamasının yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre tayin edilmiş zorunlu müdafiye yapılan tefhim ve tebliğ, aynen vekaletnameli müdafiye yapıldığında olduğu gibi hukuki sonuçlarını doğurur. Ancak; bunun ön şartı, kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmiş olmasıdır. Gerekçeli kararın sanık …’a tebliğ edildiği ve sanık tarafından ayrıca temyiz başvurusunda bulunulmadığı gibi, atanan müdafi hususunda da azil yetkisini kullanmadığı dikkate alındığında, müdafii atamasından sanık …’ın haberdar edilmemesi nedeniyle müdafiinin temyiz başvurusunun hukuki sonuç doğurmayacağından bahisle temyizin reddi gerektiği yönündeki tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiş olup, sanık … müdafiinin ve sanık …’ün yapmış olduğu temyiz talebinin yapılan incelemesinde;
Sanıklara yüklenen dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK’un 102/4. maddesine göre hesaplanan beş yıllık asli dava zamanaşımının; mahkumiyet kararının verildiği 29/11/2006 tarihi ile temyiz inceleme tarihi arasında gerçekleştiği anlaşılmakla; 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’un 223/8.maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 02/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.