YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6344
KARAR NO : 2022/154
KARAR TARİHİ : 10.01.2022
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında … Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… ili … ilçesinde 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8. Maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, Kabala Mahallesi çalışma alanında bulunan 3434 ve 3572 parsel sayılı sırasıyla 4.036,84 ve 361,91 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle iki katlı betonarme ev ve arsası vasfıyla … adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, çekişmeli 3434 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın 05.01.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide A ve B harfi ile gösterilen toplam 1.1231,35 metrekarelik kısmının arsa vasfıyla tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, C ve E harfi ile gösterilen kısımların ifrazı ile hali arazi olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, C harfiyle gösterilen kısım üzerinde bulunan iki katlı evin davalı … oğlu …’ya ait olduğuna dair taşınmazın beyanlar hanesine şerh düşülmesine, D harfi ile gösterilen kısmın paftasında yol olarak gösterilmesine, çekişmeli 3572 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın ise reddine ve taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı Hazine vekilinin dava konusu 3434 parsel sayılı taşınmazın 05.01.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide C harfiyle gösterilen kısım üzerinde bulunan iki katlı evin davalı … oğlu …’ya ait olduğuna dair taşınmazın beyanlar hanesine şerh düşülmesine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Davacı Hazine vekilinin 3434 parsel sayılı taşınmazın 05.01.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide A ve B harfleriyle gösterilen bölümlerine ilişkin hükme ve 3572 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, davalı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 4721 sayılı TMK’nin 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddelerinde, orman sayılmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, taşlık gibi taşınmazlar, ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise, aynı Kanun’un 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir. Şu halde, iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi bakımından taşınmazın evveliyatının imar – ihyaya muhtaç yerlerden mi, yoksa imar ihya gerektirmeyen yerlerden mi olduğunun belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, çekişmeli taşınmazlar yörede 1980 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında tescil harici bırakılmalarına karşın hangi nedenle tescil harici bırakıldıkları, paftasında ne olarak işaret edildikleri hususu sorulup saptanılmadığı gibi, taşınmazların evveliyatında niteliklerinin ne olduğu, bir diğer ifade ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadıkları mahalli bilirkişi ve tanıklardan da sorulup belirlenmemiş, diğer yandan fen bilirkişi raporunda, taşınmazların “kayalık” olarak tapulama harici bırakıldıklarından söz edilmesine karşın, bu gibi yerlerin kazanılması için imar – ihya edilmelerine müteakip, ekonomik amacına uygun olarak 20 yıl süre ile zilyet edilmeleri gerektiği hususu üzerinde durulup, bu çerçevede değerlendirme yapılmamıştır.
Diğer taraftan mahalli bilirkişi tarafından, 3455 parsel sayılı taşınmazın temyize konu kısımlarının bildiğinden beri üzüm bağı ve meyve bahçesi olarak kullanıldığı belirtildiği halde, zirai bilirkişi raporunda, parselin temyize konu A harfi ile gösterilen kısmının sürülmemiş, bakımı yapılmamış, taşları toplanmış karışık meyve bahçesi olduğu, ayrıca 3 – 35 yaşlarında muhtelif meyve ağaçları bulunduğu belirtmekle yetinilmiş; anılan raporda taşınmaz üzerindeki ağaçların sayısı, yaşları ve dağılımları gösterilmediği gibi, ekli fotoğraflarda yaşları küçük ve taşınmazın bir kısmına dağılmış vaziyette az sayıda ağaç bulunduğu gözlemlenmesine rağmen bu husus üzerinde de durulmamış; B harfi ile gösterilen kısmına ilişkin jeodezi raporunda, 1984 yılına ait fotoğraflarda üzüm omcaları ve meyve ağaçlarının bulunduğu belirtilmesine karşın, ekinde yer alan fotoğraflarda alıç ağaçlarının bulunduğu belirtilen kısımlarla bir farklılık gözlenmemesine karşın bu hususta ek rapor alınması ya da başkaca bilirkişiye inceleme yaptırılması gerektiği düşünülmemiş; yine mahalli bilirkişi tarafından, 3572 sayılı taşınmazların evveliyatında kısmen tarla kısmen de üzüm bağı olarak kullanılmakta iken 1972 ile 1980 yılları arasında önce ev inşa edildiği, 1980 yılında da ikinci katı yaptırıldığı belirtilmesine karşın, jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda, 1953 yılına ait fotoğraflara göre 3572 parsel sayılı taşınmazın bir kısmında yaygın ve dağınık biçimde yüzey kayalarının aralarında ekili-sürülü tarımsal faaliyet yürütüldüğü belirtilmesi nedeniyle oluşan çelişki üzerinde durulmadığı gibi, taşınmazların evveliyatı imar – ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde, bu gibi yerlerde ev (ya da depo, garaj vs) yapmanın imar ihya olarak değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, ev (ya da depo, garaj vs) yapma tarihinden evvel imar ihya suretiyle iktisap koşullarının gerçekleşmesi gerekeceğinden 1984 tarihli hava fotoğrafı incelemesinin yeterli olmayacağı düşünülmemiş, öte yandan taşınmazlara komşu parsel tutanak ve dayanakları ile dava konusu olmaları halinde ise dava dosyaları getirtilerek bu dosyalardan da yararlanılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazların 1980 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında hangi nedenle tescil harici bırakıldığı Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanılmalı; taşınmazlara komşu parsellerin tutanak ve varsa dayanağı belgeler ile dava konusu olmaları halinde ise dava dosyaları ilgili yerlerden getirtilmeli; ayrıca taşınmazların yerleşim alanı içerisinde kaldıklarının anlaşılması nedeni ile imar planı kapsamında kalıp kalmadıkları, kalıyorlarsa imar planı kapsamına alınma ve planın onaylanma tarihi ilgili yerlerden sorularak belirlenmeli ve imar planının çekişmeli taşınmazlara ilişkin kısmının onaylı bir örneği temin edilmeli; öte yandan çekişmeli taşınmazlara ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden yada taşınmazların tespit tarihinden önce kesinleşmiş imar palanı kapsamında kalmaları halinde imar planının onay/kesinleşme tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere ve taşınmazlar imar ihyaya muhtaç yerlerden ise gerekli tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile ziraat mühendisi bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında oluşacak çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesine çalışılmalı; yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve varsa dayanak kayıtları ile denetlenmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, gerek dosya kapsamında bulunan gerekse de getirtilecek olan hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aleti ile inceleme yaptırılmak suretiyle, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadıklarını, imar ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde hangi tarihte imar ihyaya başlandığı ve tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak hangi tarihten beri hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir rapor düzenlettirilmeli, bilirkişiden dava konusu taşınmazların konumunun hava ve uydu fotoğrafları üzerinde gösterilmesi ve yukarıda değinilen çelişkilerin üzerinde önemle durulması istenilmeli; ziraat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde imar-ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve rapor içeriğinde taşınmazların üzerinde bulunan ağaçların (bağların) cins, yaş ve dağılımlarının belirtilmesi istenilmeli; fen bilirkişisinden ise, keşfi izlemeye ve bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı harita ve rapor düzenlettirilmeli; taşınmazların evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde sadece ev (garaj, depo vb. …) yapma şeklinde gerçekleşen bir kullanımın imar-ihya ve ekonomik amaca uygun bir zilyetlik olarak değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurulmalı ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin 3434 parsel sayılı taşınmazın 05.01.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide C harfiyle gösterilen kısım üzerinde bulunan iki katlı evin davalı … oğlu …’ya ait olduğuna dair taşınmazın beyanlar hanesine şerh düşülmesine ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin 3434 parsel sayılı taşınmazın 05.01.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide A ve B harfleriyle gösterilen bölümlerine ilişkin hükme ve 3572 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelen temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 16.11.2018 tarih ve 2018/686 Esas, 2018/732 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.