YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2531
KARAR NO : 2013/17187
KARAR TARİHİ : 11.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık müdafii, yerel mahkeme hükmünü duruşma talepli olarak temyiz etmiş ise de, suçun vasfı ve cezanın miktarına göre, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Kanunun 318. maddesi gereğince duruşma isteminin reddi ile yapılan incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın, katılanın Almanya’da yaşadığını ve İstanbul Avcılar İlçesi Gümüşpala Caddesinde bir dairesinin olduğunu öğrendikten sonra bu daireyi katılanın elinden almak için sanığın kendisinin alacaklı, katılanı borçlu göstererek 15.02.2005 tanzim ve 15.03.2005 vade tarihli keşide yeri İstanbul olan 60 bin USD bedelinde sahte bono düzenletip, bu sahte bonoyu İstanbul 11.İcra Müdürlüğü’nün 2005/15971 esas sayılı dosyasında 27.10.2005 tarihinde müşteki aleyhine vekili Av. Şerdil Dara Odabaşı aracılığıyla takibe koyduğu, alacaklı sanığın sahte bonoyu tahsil etmek için İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 06.10.2005 tarih ve 2005/893 değişik iş sayılı ihtiyati haciz kararı aldığı, kiracısının haber vermesi üzerine katılanın Almanya’dan İstanbul’a gelerek takibe itiraz etmesi üzerine senedin sahteliğinin anlaşıldığı olayda; resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 11/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.