Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18380 E. 2013/3120 K. 20.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18380
KARAR NO : 2013/3120
KARAR TARİHİ : 20.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Dolandırıcılık suçunda failin hileli hareketleri sonucu sakatlanmış irade neticesinde kişiye ait malvarlığının mülkiyetinin devri, buna karşılık hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Somut olayda;
Sanığın otobüs firması bürosuna gelerek eşim dışarıda bekliyor telefon edebilir miyim dediği, müştekinin ofis telefonunu göstermesi üzerine telefon numarasının sim kartında kayıtlı olduğunu söylediği şikayetçininde firmaya ait cep telefonunu sanığa verdiği sanığın konuşmasını bitirdikten sonra eşiyle birlikte orada bekleyebilirler mi diye sorduğu olur cevabını alması üzerine elinde cep telefonuyla dışarı çıktığı ve bir daha dönmediği anlaşılan olayda, mağdur tarafından cep telefonunun zilyetliğinin belirli bir süre için sanığa devredilmiş olması nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.06.2012 tarih, 2011/15-440 esas, 2012/229 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere sanığın kullandıktan sonra iade etmek üzere aldığı cep telefonunu geri vermemekten ibaret eyleminin hırsızlık suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayııl CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.