YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11161
KARAR NO : 2013/8840
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanığın temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanık ve müdafiinin yüzüne karşı tefhim olunan 27/03/2007 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 04/04/2007 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2)Sanık hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik Üst C.Savcısının temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Olay günü… ilçe merkezinde dolaşmakta olan şikayetçinin yanına gelen sanığın, Almanya’dan geldiğini,… Otogarında taksiye bindiğini, tüm parasını taksiciye verdiğini, elinde bir kol saati olduğunu,…’a gitmesi gerektiğini, saatini bozdurabileceği bir yer olup olmadığını sorması, o esnada yanlarına gelen kimliği belirlenemeyen bir şahsın … Kuyumcu’da çalıştığını, oraya gelmesini, saati bozduracağını söylemesi sonrası sanığın şikayetçiye dönüp acelesi olduğunu, üzerinde ne kadar parası varsa vermesini, altın saati kendisine satacağını söylemesi üzerine şikayetçinin üzerinde bulunan 145,00 TL ve 100 ABD Doları parayı sanığa vermesi, … Kuyumcu’ya gidip yanlarına gelen şahsı soran şikayetçinin kuyumcuda öyle birinin çalışmadığını öğrenmesi, saati sorduğunda ise piyasa değerinin 5,00 TL olduğunu öğrenerek suç ihbarında bulunması şeklinde gelişen olayda, mahkemenin “dolandırıcılık” suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 58.maddesinin 6 ve 7. fıkraları gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde 5275 sayılı Kanun’un 108/4.maddesi uyarınca sanık hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Üst C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan TCK.nun 58/6-7 maddesi gereğince mükerrir sanık hakkında cezasının infazından sonra bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkartılmasına ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.