Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/11573 E. 2012/31082 K. 08.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11573
KARAR NO : 2012/31082
KARAR TARİHİ : 08.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın elinde telsiz ile müştekinin işyerine gelerek kendisini komiser … olarak tanıttığı ve müştekiye ait işyerini polis memuru …’in tavsiye ettiğini belirtip atılı suça konu iki adet cep telefonunu alarak parasını polis …’in vereceğini söylediği, müşteki ile birlikte karakola giderken gelen telefon üzerine polis … ile görüşüyormuş gibi yapıp, polis …’in yanında görüşmek istemediği birinin olduğunu belirtip yeniden müştekiye ait işyerine döndüğü ve müştekiyi tek başına karakola gönderdiği, iş yerinden ise tanık …’in başka bir müşteriyle ilgilenmesini fırsat bilerek ayrıldığı, böylelikle sanığın atılı TCK md 157/1’de yer alan dolandırıcılık suçunu işlediği sabit olmakla;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas olabilecek … Sulh Ceza Mahkemesinin 2002/1631 Esas ve 2004/641 Karar sayılı 02.06.2004 tarihinde verilmiş, 12.07.2004 tarihinde kesinleşmiş ve 22.05.2005 tarihinde yerine getirilmiş 6 ay hapis cezasına ilişkin sabıkası bulunmasına rağmen tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Gerekçeli kararın başlık bölümünde suç yeri gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nun 232/2-c maddesine aykırı davranılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın işlediği suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nun 53.maddesinde yazılı hakların tamamını kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, yalnızca anılan maddenin a, b, d ve e bentlerinde öngörülen haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hükme “Sanığın 5237 Sayılı TCK’nun 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.