Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9504 E. 2013/20129 K. 16.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9504
KARAR NO : 2013/20129
KARAR TARİHİ : 16.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi durumunda TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde;
1- Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır” denilmektedir.

Aynı kanunun 124. maddesinde;
“1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
2)Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” denilmektedir.
Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi ya da kooperatif yöneticisi olabilir.
Devir … Gıda Ticaret ve Sanayi A.Ş’nin yönetim kurulu başkanı ve aynı zamanda imza yetkilisi olan sanığın, 22.08.2008 tarihinde şirket yönetim kurulunca, 100.000 TL’yi aşan bütün belgelerin ve yapılacak sözleşmelerin geçerli olabilmesi için şirketi ilzama yetkili başkan …, başkan vekili Sevim Bebek’ten herhangi biri ile yönetim kurulu üyesi …’in müştereken atacakları imzaları taşıması gerektiğinin karar altına alındığı ve 08.09.2008 tarihli Ticaret Sicil gazetesinde ilan edildiği, bu karara rağmen sanığın katılan şirkete 210.000,00 TL bedelli senedi şirket kaşesini de basarak tek başına imzalayıp verdiği, bu şekilde kendisinin de imzasının bulunduğu yönetim kurulu kararına göre, tek başına imza atamayacağını bildiği halde suça konu senedi vermek suretiyle sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın savunmalarında, suç işleme kastıyla hareket etmediğini, önceden doğmuş borçlarına karşılık senedi verdiğini, katılanla daha öncesinde beraber çalıştıklarından birbirlerine güvendiklerini, senette çift imza olması gerektiğini katılanın da bildiğini, ancak kendisine güvendiğinden başka bir imzaya gerek olmadığını söylediğini, kaldı ki borcu hiçbir zaman inkar etmediklerini, katılan tarafça ödedikleri kısımlar için de icra takibi başlatıldığından icra hukuk mahkemesine dava açmak zorunda kaldıklarını belirterek suçlamaları kabul etmemesi, cari ekstre hesaplarından, senedin önceden doğmuş borçlara karşılık verildiğinin anlaşılması, Bursa 6. İcra Hukuk
Mahkemesi’ne açılan davada borcu kısmen kabul etmeleri nedeniyle borçtan kurtulma amacı taşımadıklarının sabit olması, senedin diğer şirket yetkililerinin rızası dahilinde imzalanmış olması nedeniyle senette sahteciliğin de söz konusu olmaması hususları gözetilerek, dolandırıcılık ve resmi belgede suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 16.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.