YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22461
KARAR NO : 2012/38416
KARAR TARİHİ : 04.06.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet , Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/12/2009 tarih 2009/415 D…. sayılı karı ile temyiz talebinin reddine ilişkin kararın yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı ve temyizin süresinde olduğu gerekçesiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 16/06/2011 tarih 2010/14817 esas sayılı kararı ile kaldırıldığı anlaşıldığından bu hususta yeniden karar verilmesine gerek bulunmadığının kabulü ile, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
1- Dolandırıcılık suçu yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Kendisini toptancı olarak tanıtan sanık ile eylem ve fikir birliği içinde olan diğer sanık …’ın şikayetçiye omo marka sahte deterjanları sattıktan bir kaç gün sonra 60 mallara ilişkin sahte fatura gönderdiği, sanığın sattıkları mallar karşılığında senet almaya geldiğini beyan ederek müştekiden 4 adet senet aldığı, deterjanlar hakkında müşterilerin şikayetleri üzerine deterjanların sahte olduğunun tespit edilmesi şeklinde gerçekleşen olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçu yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
Adıyaman Defterdarlık Gelir Müdürlüğü’nün 06/02/2008 tarihli yazısından, sanık hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 367. maddesi gereğince dava şartı olan mütalaanın verilmediği ve verilmeyeceği anlaşıldığından kamu davasının CMK’nun 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.