YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19613
KARAR NO : 2012/39880
KARAR TARİHİ : 25.06.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, Kamu Kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Her ne kadar gerekçeli karar başlığında 07/06/2006 olan suç tarihi yerine 22/03/2006 yazılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın sanıkla bir akrabası aracılığıyla tanıştıktan sonra sanığın, PTT Bank’ta … bulma vaadiyle katılanla görüşmeler yaptığı, bu görüşmeler sonucunda katılan ve annesinin Sinop’tan …’ya geldikleri, sanığın katılandan evrak işlemleri için ilk buluşmanın sağlandığı 23/03/2006 tarihinde 380.00 TL para aldığı, daha sonra aynı işlemler için tekrar para isteyen sanığa dosya içinde bulunan dekontlardan anlaşılacağı üzere 18/04/2006 tarihinde 250.00 TL para ve katılanın sicilinde problem çıktığının belirtilmesi nedeniyle para lazım olduğunu belirterek tekrar para istemesi üzerine 03/05/2006 tarihinde havaleyle para gönderildiği, sanık, yerleştirme işlemlerinin tamamlandığını belirterek Ulaştırma Bakanlığı tarafından hazırlanmış gibi gösterilen ve sahte olduğu belirtilen iki adet belgeyi aynı gün katılana teslim ettiği, olayın tanıklar tarafından doğrulandığı, sanığın, bütün işlemlerin bittiğini belirterek olay günü PTT Genel Müdürlüğü’nde görüşmek üzere katılana randevu vermesine rağmen gelmediği ve telefonlara cevap vermediği, bu şekilde sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının işlendiğinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık müdafiinin Resmi Belgede Sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemenin resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğuna dair kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/06/2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle,zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda belgelerin farklı zamanlarda düzenlendiğine dair delil bulunmaması ve aynı anda katılana teslim edilmesi karşısında, zincirleme suç koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığa verilen cezanın TCK’nın 43. maddesi gereğince artırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 5237 Sayılı TCK’ nın 43. maddesi ile ilgili kısmının hüküm fıkrasından çıkartılarak, sanığın neticede 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- O yer Cumhuriyet Savcısının, Katılan Vekilinin ve Sanık Müdafiinin Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Sanığın, 5237 sayılı TCK ‘nın 43/1 maddesi kapsamında aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün birden fazla ihlal etmesi suretiyle, katılandan, 23/03/2006, 18/04/2006 ve 03/05/2006 tarihlerinde olmak üzere ayrı ayrı birden fazla kez menfaat temin etmiş olması karşısında, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini,
2-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması ,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısının, Katılan Vekilinin ve Sanık Müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.