YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65468
KARAR NO : 2013/9404
KARAR TARİHİ : 21.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
… adına Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenen pirimlerin katılanın ortak olduğu şirket hesabından ödenmiş olması karşısında,
Katılanın Dolandırıcılık suçundan verilen hükmü temyiz etmede hukuki menfaati bulunduğu kabul edilerek yapılan incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanıklar hakkında SGK’nu dolandırdıkları iddiasıyla kamu davası açıldığı, sanıklardan İsa’nın bir süre … AŞ’de çalıştığı ve bu süre boyunca da sigorta pirimlerinin ödendiği, fiilen çalışmadığı halde çalışmış gibi sigorta pirimi ödendiğine dair aksi yönde delil elde edilemediği, SGK’nın işe girmeden önce sanık …’nın mevzuata göre emekli olması için gerekli olandan fazla miktarda pirim ödemesinin bulunduğu kurumca bildirildiği, dolayısıyla bu tarihten sonra pirim ödenmesinin sanık …’nın emeklilik sürecini hızlandırma yönünden bir katkısının olmayacağı, sanıkların bir menfaatinin de söz konusu olmadığı anlaşıldığından atılı dolandırıcılık suçunu işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle beraatlerine dair verilen karar ile,
Sanık …’e yönelik hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden,Sanık …’in, katılan …’in de ortağı olduğu … AŞ’nin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu, aynı zamanda şirketi tek başına temsile yetkili olduğu anlaşılmakla, şirket kayıt ve hesapları üzerinde yapılan inceleme sonunda sanığın uhdesinde şirkete ait para görünmekle birlikte şirket adına resmi kayıtlara girilmeden ortaklar adına bazı cari harcamalar ve işlemler yapılıp sonradan şirket kayıtlarına intikal ettirildiği, katılan …’in yönetim kurulu üyesi ve başkan yardımcısı sıfatının da bulunması nedeniyle yapılan bu işlemlerden haberdar olmamasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, katılan ile yönetim kurulu başkanı olan sanık arasındaki şirket harcamalarının usulüne uygun yapılıp yapılmadığı yönünde oluşan uyuşmazlığın anonim şirketlerde ortakların hak ve mesuliyetlerini düzenleyen ticaret hukuku kuralları çerçevesinde hukuk mahkemesinde halledilmesi gereken ihtilaf dışında cezai yönden sorumluluk gerektirecek bir eylem tespit edilmediğinden sanığı beraatine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 21.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.