YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7913
KARAR NO : 2013/17456
KARAR TARİHİ : 13.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek,kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir.Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir.Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’ın, Özel … Tıp Merkezinde müdür, sanık …’ın muhasebe sorumlusu, diğer sanık …’ın ise biyokimya uzmanı olarak görev yaptığı, katılan …’ın rahatsızlanması nedeniyle Adliyede görevli olan temyiz dışı doktor sanık …’a muayene olduğu, bu sanığın aynı zamanda Özel … Tıp Merkezinin de ortağı olduğu, temyiz dışı sanık …’ın tahlil gerekli diyerek katılan …’ı Özel … Tıp Merkezine yönlendirdiği, katılanın ertesi gün bu merkeze giderek tahlil için kan verdiği, bilahare sinüs grafisi çektirdiği, 10-15 gün sonra kendisine faturanın geldiği, faturada kan tetkiki ve sinüs grafisinden fazla olarak Gaitada Amip Giardia Araması, Gaitada gizli kan, Abdomen US (TÜM), İdrar Mikroskobisi, İdrar Tetkiki (strip ile) ve Rotavirüs Antijeni’nin de bulunduğu, bu suretle 51,08 TL fazladan faturalandırılma yapıldığı; katılan …’ın ise önceden eczaneden rahatsızlığı nedeniyle aldığı birer hap ve merhemi karnesine yazdırmak için temyiz dışı sanık …’a başvurduğu, bu sanığın onu da Özel … Tıp Merkezine yönlendirdiği, katılanın orada sağlık karnesine ilaçları yazdırdığı, yaklaşık 1 ay sonra faturanın geldiği, faturada sadece muayene ücreti alınması gerekirken bir kısım tetkikler yapılmış gibi gösterilerek 123,67 TL fazladan faturalandırıldığı, radyoloji kayıt defterinde ise bir başka hastanın isminin üzeri çizilerek katılan …’ın adının yazıldığı ve sanık …’ın tetkik ve tedavi evraklarında imzasının bulunduğundan bahisle sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanıklardan …’ın Özel … Tıp merkezinde biyokimya uzmanı, sanık …’ın Özel … Tıp Merkezinin ortağı ve müdürü, sanık …’ın ise muhasebe sorumlusu olduğu, görevleri gereği katılanlar … ve …’ü muayene etmedikleri gibi, her hangi bir tetkik ve tahlil isteminde de bulunmadıkları, suç teşkil eden fiiller ile adı geçen sanıkların eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığı nedeniyle atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiş; sanık …’ın, hastaları muayene etmediği gibi tahlillerin yapılması gerektiğine karar veren kişinin de kendisi olmadığını, görevi gereği bilgisayardan çıkan test sonuçlarını bilimsel olarak tetkik edip onayladığı bu nedenle imzasının bulunduğunu savunması ve bu savunmasının yargılama sırasında dinlenilen bilirkişi Abdullah Arpacı tarafından da doğrulanması karşısında bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.