Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/26056 E. 2013/9393 K. 21.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26056
KARAR NO : 2013/9393
KARAR TARİHİ : 21.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların akraba oldukları, fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek aralarındaki … bölümü gereği, sanıklar Cüneyt ve Hüseyin’in … otopazarında şikayetçinin aracına alıcı oldukları, şikayetçiyle yapılan protokol gereği 5 adet cumhuriyet altını kapora verdikleri, şikayetçide güven oluşturdukları ve kalan bedeli …’da ödeyeceklerini söyledikleri, şikayetçinin sanıkların …’da ki köylerine gittiği, birlikte …’ya geldikleri, yanlarında ki bir çocuğu altınları bozdurmak için yanlarından gönderdikleri, şikayetçinin de paranın geleceğini düşünerek aracın satışı hususunda …’e noterden satış yetkisi verdiği, ancak bu işlem yapıldıktan sonra çocuğun ve paranın gelmediği, bu nedenle sanıklar …, … ve şikayetçinin köye döndükleri sanık …’nin yanına gittikleri, buradan da değişik bahanelerle ve para getireceklerini söyleyerek sanıklar … ve …’in ortadan kaybolduğu daha sonra da …’nin parasız ortada kalan şikayetçiyi otogara getirerek …’ya gönderdiği, sanık …’in azledilmeden aracı önceden planladıkları şekilde sanık …’e devrettiği olayda dolandırıclık suçunun oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “5237 sayılı yasanın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.