Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2020/2678 E. 2021/9665 K. 02.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2678
KARAR NO : 2021/9665
KARAR TARİHİ : 02.12.2021

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 02/11/2021 Salı günü davacılar vekili Av. … ile davalı vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkillerinden …’in 2003 yılında transver miyelit hastalığına yakalandığını ve o günden beri yürüyemediğini, davacıların 2010 yılında kendini doktor olarak tanıtan davalıyla tanıştıklarını, davalının …’i yürütebileceğini söylediğini ve karşılığında davalıya ödeme yaptıklarını, sözde tedavi gören ve bitkisel ilaçlar kullanan davacı …’de hiçbir iyileşme ve gelişme olmadığını, davalı tarafından yapılan ödemelere ilişkin olarak taraflarına makbuz verilmediğini, davalının doktor olmadığı anlaşıldığında hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek; 2010 yılı Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayı için toplam 45.000,00 TL ve 2011 yılı başından Mayıs ayına kadar 12.000 TL olmak üzere toplam ödenen 57.000,00 TL maddi tazminatın ve davacı … için 40.000,00 TL, davacı … için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 70.000 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı; iddiaların asılsız olduğunu belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; dava konusu olaya ilişkin olarak davalının yapılan ceza yargılaması sonucu dolandırıcılık suçundan beraatine, 1219 sayılı yasaya muhalefet (diplomasız doktor olarak çalışması) nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği, davacının felç gibi ciddi bir hastalığın tedavisi için güzellik salonu ve kuaför olarak faaliyet gösterilen bir yere tedavi amaçlı başvurması ve sonuçlarını tahmin edebiliyor olmasında ve başta önerilen yöntemleri kabul etmesinde davalının doktor olarak kimliğini tanıtmasının etkili olmadığı, sürdürülen tedavinin uzunca bir dönemi kapsadığı halde ısrarla tedavinin sürdürülmüş olması karşısında davalının eyleminin haksız fiil teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davalı tarafın haksız fiil hükümlerine dayalı olarak sorumluluğu ispat edilemediğinden, 1219 sayılı Kanuna muhalefet suçundan cezalandırılması
olayının dava konusu olay ile ilgisinin bulunmadığı, davalının sorumluluğunu gerektiren başka bir eylemi mevcut olmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK’nın 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davacılar vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK’nın 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK 302/5 ve 373. maddeleri uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 36,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 02/12/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.