YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26202
KARAR NO : 2013/9420
KARAR TARİHİ : 21.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Kendisini hac organizasyonu yapan ve İstanbul ilinde faaliyet gösteren Nepa Turizm adlı firmanın bir yetkilisi olarak tanıtan sanık …’in, diğer sanık … ile birlikte katılanlara kendilerini hacca kasap olarak götürebilecekleri vaadinde bulundukları, hatta kasaplık deneyimleri hususunda yeteneklerini görmek için sınava tabi tuttukları, katılan …’in 200 euro, katılan …in ise kendisi için ve arkadaşlarından topladığı paralarla birlikte 1300 euro para verdikleri, sanıkların katılanları hacca götürmedikleri gibi masraf altında temin ettikleri paraları da iade etmedikleri ve böylece dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1- Katılan …’in Cumhuriyet Savcısı huzurunda 13.04.2006 tarihli ifadesinde sanık …’nın kendisini hacca kasap olarak götüreceğini vaat ettiğini ve 2005 yılı mayıs ayında sanığa 200 euro para verdiğini beyan etmesi; yine katılan …in ise 15.03.2007 tarihli Savcılık ifadesinde hacca ziyaret ve çalışmak amacıyla gitmek için 12 kişiden 100’er euro para aldığını,
kendisininkiyle birlikte 1300 euro parayı 2005 yılında sanık …’ya verdiğini iddia etmesi ve dolandırıcılık suçunun haksız menfaatin elde edildiği tarihte tamamlanması karşısında, suç tarihinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, şikayet tarihinin suç tarihi olarak kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Elektronik ortamda(UYAP) mernisten alınan 15/05/2013 tarihli nüfus kayıt örneğine göre sanık …’ın,hüküm tarihinden sonra 06/03/2011 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi zorunluluğu,
Kabule göre de;
3- Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Somut olayda ise, katılanlarda önceden beri hacca ziyaret ve çalışmak maksadıyla gitme isteğinin mevcut olduğu, sanıkların eylemleri nedeniyle bu düşüncenin ortaya çıkmadığı, başka bir tur şirketi veya kendi imkanlarıyla da hacca gitmelerinin mümkün olduğu, sanıkların ise sadece hacca gitmeleri hususunda yardımcı olmayı vaat ettikleri, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmadığı gibi, hilenin hacca gitme ve kasap olarak çalışma işlemlerine yönelik olduğu, dini inanç ve duyguların istismarından söz edilemeyeceği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunun oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 21.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.