Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/65893 E. 2013/9677 K. 27.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65893
KARAR NO : 2013/9677
KARAR TARİHİ : 27.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, aracını satmak için ilan veren katılana telefon edip aracı satın almak istediği, ertesi gün buluşup araca bakarak almaya karar verdiği, eşim il dışında vekalet ver yarın gel paranı al diyerek katılandan vekalet aldığı 28/09/2007 tarihinde buluştuklarında, yanında bulunan iki kişiyi yeğenlerim diye tanıtıp katılana siz oturun parayı çekip geleyim diye araç ruhsatı vekalet ve anahtarı aldıktan sonra ayrıldığı, uzun süre gelmemesi üzerine katılan araştırdığında; aynı gün içinde sanığın aracı vekaletnameyle noterden tanık Mustafa”ya sattığı şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın hileli söz ve eylemlerle oluşturduğu güven ilişkisi sonucunda aracı katılandan alması karşısında, eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğuna ilişkin tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir, ancak,
Sanığın sabıka kaydında bulunan Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/07/2005 tarihinde infaz edildiği anlaşılan 2001/229-5 sayılı kararı karşısında TCK”nın 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi.
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.