Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2655 E. 2013/16573 K. 04.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2655
KARAR NO : 2013/16573
KARAR TARİHİ : 04.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’ın Özel … Hacettepe Hastanesi başhekimi, sanık …’ın aynı hastanede işletme müdürü ve sanık …’un da Özel … Polikliniği’nde doktor ve aynı zamanda polikliniğin sahibi ve mesul müdür olduğu, Özel … Hastanesi’ne tedavi olmak için gelen ancak sevkleri bulunmayan hastaların Özel … Polikliniğin’den şeklen sevkli olarak gösterilip tedavilerinin yapıldığı, sanık …’un da ilgili mevzuat gereği hastaları görüp muayene ettikten sonra gerekli olması durumunda bir üst sağlık kurumunu sevk etmesi gerekirken hastaları görmeden evrak üzerinden sevk işlemlerini yaptığı ve sanıkların böylece üzerlerine atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda, söz konusu hastaların yapılan sevk işlemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’ne uygun olması, sanık …’un ise dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine dair her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçeleriyle sanıklar hakkında mahkeme tarafından verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 04/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.