YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3769
KARAR NO : 2013/17556
KARAR TARİHİ : 14.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Meram Vergi Dairesi mükellefi olan sanık …’ın vergi borçlarının bulunmasından dolayı sahibi olduğu … plaka sayılı aracının haczedilerek yedi emin sıfatıyla kendisine teslim edildiği, sanık …’un 13.4.2010 tarihinde yapılan satışa eşi olan diğer sanık … vasıtasıyla gerçekte 59 S 0114 plakalı araç olduğu anlaşılan araca … plakasını takarak getirdiği, yapılan ihale sonrasında olayın anlaşıldığı, sanıkların bu şekilde satışın iptaline ve kamunun zararına neden olarak atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık …’ın araçla doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, sadece trafikte adına kayıtlı olduğu gibi bu işlerden anlamadığı yönündeki savunmasının aksini gösterir mahkumiyete yeterli delilin bulunmadığı, sanık …’ın ise samimi olarak savunmada bulunduğu, dolandırma kastı ile hareket etmediği, haczedilen asıl aracın sanayide olduğunu söyleyerek durumun aydınlatılmasına çalıştığı, dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğine dair iddia dışında her türlü şüpheden uzak mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,14.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.