Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1527 E. 2013/20270 K. 17.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1527
KARAR NO : 2013/20270
KARAR TARİHİ : 17.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, … isimli kişinin işyerinde işçi olarak çalıştığı, sanığın market sahibinin olmadığı bir sırada, katılanın yanına gelerek siparişlerinin olduğunu, elindeki boş kartonu dükkana bırakacağını söylediği, katılanın, işyeri sahibinin olmadığını belirterek kutuyu alamayacağını söylediği, bu kez sanığın, katılanın patronuyla telefonla konuşuyormuş gibi yapıp dışarı çıktığı, içeri tekrar girerek, patronuyla konuştuğunu, koliyi buraya bırakacağını, kendisinin de 35 TL vermesi gerektiğini söylediği, bunun üzerine katılanın sanığa 50 TL para verdiği, sanığın, bu paranın da üstünü vermeden koliyi bırakarak işyerinden ayrıldığı, katılanın koliyi açtığında; içinde bir adet şarj aletinin bulunduğunu gördüğü, böylece sanığın, hileli hareketlerde bulunarak haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği

olayda, sanık ve katılan beyanları, teşhis ve tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini ve 5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesine göre; ”kararda, para cezasının dört eşit taksitle ödenmesine karar verilerek taksit aralığının açık bir şekilde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “50 gün” ve “1.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi ve hükmün ilgili kısmına” para cezasının birer ay arayla dört eşit taksitle ödenmesine” ifadesi yazılmak suretiyle suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.