YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1530
KARAR NO : 2013/20274
KARAR TARİHİ : 17.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağdur …’in yeğeni …’in sara nöbeti geçirmesi nedeniyle rahatsızlandığı, mağdurun, mağdurun, yeğenini, kendi aracı ile doktora götürdüğü, doktorun özel muayenehanesi önüne geldiklerinde, hasta …’in tekrar sara nöbeti geçirmesi nedeniyle herkesin çocuğun etrafına toplandığı, bu kişiler arasında bulunan sanığın, mağdura yaklaşarak, kendisini, doktorun yanında çalışan bir kişi olarak tanıtıp, hastanın orda bulunan muayenehaneye çıkarılmasını önermesi nedeniyle, çocuğu herhangi bir özel muayenehaneye çıkardıkları, bu defa sanığın, muayenehanenin hemen karşısında yer alan Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’nden ilgili doktoru çağırma bahanesi ile mağdurla birlikte o hastaneye gittikleri, sanığın, burada kayıt yapılması gerektiğini söyleyerek, mağdurdan 210 TL para ve kimliğini ve diğer belgeleri istediği, mağdurun yanında 160 TL parası olduğunu söyleyerek, kendisine ait sürücü belgesini, hastaya ait nüfus cüzdanını, hastaya ait film ve grafileri ve elindeki 160 TL parayı sanığa verdiği, sanığın aldığı para ve belgeler ile hastane içinde ortadan kaybolduğu, böylece sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
5237 sayılı TCK’nın 158/1-b maddesinde, dolandırıcılık suçunun, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde, nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşacağı, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartların, başkalarına güven duymaya ve sığınmaya en fazla ihtiyaç duyduğu anlar olduğu, kişinin düştüğü çaresizlikten yararlanılarak aldatılmasının daha kolay olacağı, sanığın, bu tür eylemlerde, mağdurdan menfaat temin ederek; onun, merhamet, acıma, yardıma koşma, korku ve telaşa kapılma duygularını sömürdüğü, bu kapsam çerçevesinde somut olayda, sanığın, zor durumda olduğu anlaşılan ve hastasının durumu nedeniyle çaresiz kalan mağdurun yanına yaklaşıp, onun bu çaresiz durumunu da istismar ederek haksız menfaat temin ettiğinin sabit olması karşısında, eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-b maddesi kapsamında, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurmak suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına 17/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.