YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16676
KARAR NO : 2013/18563
KARAR TARİHİ : 27.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan …’in, 10/09/2008 tarihinde … Devlet Hastanesi Göğüs servisinde beklerken yanına sanığın gelerek hastane işlemlerinde yardımcı olacağını beyan edip şikayetciden EKG filmleri ile birlikte 105 TL alarak yanından ayrıldığı ve dönmediği, mağdur …’ın 09/09/2008 tarihinde … Devlet Hastanesinde bulunduğu sırada sanığın mağdur …’in yanına giderek kendisine; “ben doktoru tanıyorum, sana yardımcı olayım” şeklinde sözler söyleyip 158 TL para yatırılması gerektiğini ve sonra sevk işlemlerinin yapılacağını belirterek mağdur …’de bulunan 75 TL’yi alıp üzerini tamamlama vaaadinde bulunarak oradan ayrıldığı, şikayetci …’in 18/08/2008 tarihinde … Devlet Hastanesinde beklersen sanığın şikayetciye tanıdığı doktorlar olduğunu söyleyip yardımda bulunmak vaadi ile 173 TL parasını alarak ortadan kaybolduğu, şikayetci …’ın 14/08/2008 tarihinde … Camii … Çay evinde bulunduğu sırada sanığın şikayetcinin yanına gelerek hemşeri
olduğunu belirtip sohbete başladığı, şikayetcinin prostat ameliyatı olacağını öğrenince hastanede tanıdıkları olduğunu söyleyip yardım vaadinde bulunarak hastane acil servisine götürdüğü, ilk muayene işlemleri için 310 TL para yatırılması gerektiğini, daha sonra bu paranın kendisine iade edileceğini şikayetciye söyleyerek üzerinde bulunan 210 TL parayı alıp oradan ayrıldığı, şikayetci …’ın 20/08/2008 tarihinde… Tıp merkezi Ortopedi Polikliniğinde sıra beklerken sanığın kendisini … olarak tanıtarak … sağlık ocağında çalıştığını, ayrıca … devlet hastanesi röntgen bölümünden emekli olduğunu söyleyerek ve bu sözler ile müştekiyi kandırıp yardımcı olacağı vaadinde bulunarak şikayetciye röntgen ücreti yatırılması gerektiğini söyleyerek ve ilaç alma vaadinde bulunarak şikayetciden 80 TL para aldığı, sanığın bu şekilde beş kişiye karşı ayrı ayrı dolandırıcılık suçunu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın en ağır cezayı içeren mahkumiyetinin tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, birden fazla mahkumiyetin tekerrüre esas alınması,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasından 58/6. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmından sanığın dosyada bulunan ilamlardan geçmiş mahkumiyetlerinden en ağırı olan 27/06/2006 tarihinde kesinleşmiş bulunan İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/177 E – 2006/70 K sayılı kararıyla nüfus cüzdanında sahtecilik suçundan dolayı verilen 10 ay hapis hapis cezası dışındaki mahkumiyetlerinin çıkartılması suretiyle diğer yönleri doğru olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.