Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9688 E. 2013/20259 K. 17.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9688
KARAR NO : 2013/20259
KARAR TARİHİ : 17.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Şikayetçiler vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkla aynı köyde oturan ve köyün azası olan şikayetçilerin, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve özel belgede sahtecilik suçlarından zarar görmemesi, bu kişilerin sadece ihbarcı konumunda olmaları karşısında, hükmü temyiz etme hak ve yetkilerinin bulunmayacağı dikkate alınarak; şikayetçiler adına vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek,kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.

Sanığın, 09/07/2007 tarihli “Yem Bitkileri Destekleme Taahütnamesi” başlıklı belgelerle Ulaş İlçe Tarım Müdürlüğüne müracaat ederek Ekincioğlu Köyü, 109 ada 9 parsel, 105 ada 174 ve 297 parsel, 116 ada 13 parsel, 126 ada 21 parsel numaralı ve Karacalar Köyü, 117 ada 9 parsel, 101 ada 21, 32, 42, 47 ve 57 parsel numaralı taşınmazlara “yonca” bitkisi, Kayapınar Köyü, 112 ada 3 parsel numaralı taşınmaza ise “fiğ” bitkisi ektiğini beyan etmek suretiyle yem bitkileri desteklemesinden faydalanmayı talep ettiği, talebe binaen Ulaş İlçe … tarafından, talep haklı görülüp, beyan edilen yem bitkileri cinsi ve arazi miktarları baz alınarak, sanığın adına 18.236.80 TL tahakkuk ettirilerek Ziraat Bankası Ulaş Şubesi’ndeki hesabına aktarıldığı, ancak Ekinciler Köyü İhtiyar Heyetinde aza olarak görev yapan ihbarcılar … ve …’ın, sanığın, gerçekte 143 dönüm yeri ekmemesine rağmen, yonca ekmiş gibi göstererek devletten haksız yem bitkisi desteği almaya çalıştığını beyan ederek şikayetçi oldukları, keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda Ekincioğlu Köyü, 105 ada 174 ve 297 parsel numaralı taşınmazlarda fiili olarak yonca, Kayapınar Köyü, 112 ada 3 numaralı parselde ise 2007 yılında fiğ ekili olduğu, diğer beyan edilen taşınmazlarda ise buğday anızı bulunduğu ve yonca bitkisi ekildiğine dair bir kalıntı bulunmadığının belirtildiği, böylece sanığın, Yem Bitkileri Destekleme Taahhütnamesi başlıklı belgeye, ekmediği halde yonca ve fiğ bitkisi ektiğini yazarak özel belgede sahtecilik suçunu, bu şekilde beyanda bulunarak kurumdan haksız menfaat temin etmeye çalışarak da kamu kurumu zararına dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
İhbar edenler 09/04/2008 tarihinde şikayette bulunarak, sanığın, 2007 yılında, gerçekte hiç yonca ekmediği halde, ekmiş gibi beyanda bulunduğunu belirttikleri, sanığın, 09/07/2007 tarihinde yem bitkileri destekleme taahhütnamesini imzaladığı, sanığın 08/05/2008 tarihinde İlçe …’ne dilekçe yazarak, her ne kadar daha önce yonca ektiğini beyan etmiş ise de, 105 ada 174 ve 297 parsel sayılı taşınmazlardaki yoncayı bozduğunu, bu nedenle adına tahakkuk edecek paranın geri alınmasını istediği, ödenen paranın 2007 yılına ait doğrudan gelir desteği ödemesi olduğunun Ziraat Bankası Ulaş Şubesi’nin 06/08/2008 tarihli yazısıyla bildirildiği, buna göre 31/03/2008 tarihinden 23/05/2008 tarihine kadar, geçen yıla ait desteklemeye ait ödemenin taksitler halinde bankaya yatırıldığı, 18/09/2008 tarihinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre de, sanığın yonca ektiğini beyan ettiği taşınmazlarda buğday anızı veya pancar bitkisinin bulunduğunun belirtildiği, keşifte tespit edilen, arpa ve buğday bitkisi kalıntılarının da 2008 yılına ait olduğunun belirtildiği, oysa ki dava konusu olayın 2007 yılına ilişkin olduğu, Ziraat mühendisi olan ve Sivas İl …’nde çalışan tanıklar …, … ve … beyanlarında, beyanlarının doğru olup olmadığını belirlemek amacıyla, sanığın beyanda bulunduğu taşınmazlarda 2007 yılında inceleme yaptıklarını, kesin olarak sanığın bu taşınmazlarda yonca ekimi yaptığını gördüklerini ve bunu tutanak altına aldıklarını belirttikleri, dosya içinde bulunan ve ziraat mühendisi olan bu tanıklar tarafından 11/07/2007 tarihinde düzenlenen ve altı İlçe Tarım Müdürü tarafından imzalanan resmi belgeye göre de, sanığın beyan

ettiği, Kayapınar Köyü 112 ada 3 parsel sayılı ve 25.500 metrekare olan taşınmazda gerçekte fiğ bitkisinin ekili olduğu, yine Karacalar Köyü’nde bulunan 101 ada 21, 32, 42, 47, 57 parsel sayılı taşınmazlar ile Ekincioğlu köyünde yer alan 105 ada 174 ve 297 parsel sayılı taşınmazların tamamında yonca bitkisinin bulunduğunun yapılan kontroller sonucu tespit edildiği, bu tespitlerden sonra, ilgili kurumun sanık adına ödeme yaptığı, sanığın, kurumun denetim imkanını ortadan kaldırmadığı, sanığın hesabına yatırılan paranın 2007 yılına ait olduğu, bu yılda da, sanığın gerçekte yonca ektiğinin tutanak ve tanıkbeyanlarıyla tespit edildiği, her ne kadar 2008 yılı eylül ayında yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporuna göre, taşınmazlarda yonca kalıntısı bulunmadığı belirtilmiş ise de, sanığın zaten yoncayı bozduğunu daha önce bildirdiği, bozulan ve yerine başka bir ürün ekilen yerde eski ürünün kalıntısının bulunamayabileceği, bu nedenlerle, sanığın düzenlediği taahhütnamenin gerçeği aykırı olduğuna veya sanığın, kurumu dolandırmaya çalıştığına dair mahkumiyetine yeter kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı anlaşılmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamış ve herhangi bir gerekçeye dayanmayan tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 17/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.