Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/2038 E. 2021/9749 K. 06.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2038
KARAR NO : 2021/9749
KARAR TARİHİ : 06.12.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
K A R A R
Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Dairemizin 11/02/2019 tarih, 2018/4555 Esas ve 2019/1185 Karar sayılı ilamında özetle; SGK Başkanlığı tarafından yapılan ödemelerin rücuya tabi olup olmayacağının, 5510 sayılı Kanun’un 21/4. maddesi gözetilerek değerlendirilmesi suretiyle tazminatların hesaplanması; birkısım davacıların açtığı davaya ilişkin Adana 4. İş Mahkemesi’nin 2015/185 Esas- 2017/659 Karar sayılı dosyasının mahkemesinden getirtilmesi ve anılan davada hükmedilen tazminatlar ile tahsilde tekerrür olmayacak biçimde belirlenecek tazminatların hüküm altına alınması gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; asıl ve birleşen davanın kabulü ile davacı … için 185.701,33 TL, … için 21.817,43 TL. ve ölenin oğlu … için 18.662,85 TL. destekten yoksun kalma tazminatının 26/08/2014 tarihinden; davacı … için 21.879,87 TL. ve ölenin babası … için 19.938,52 TL. destekten yoksun kalma tazminatının 08/07/2015 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına; özellikle, asıl davanın davacıları tarafından, desteklerinin işvereni konumunda olan dava dışı şirkete karşı açılan Adana 4. İş Mahkemesi’nin 2015/185 Esas- 2017/659 Karar sayılı dosyasında, eldeki dava kapsamında hüküm altına alınmayan ve eldeki davada hükmedilen bedelleri aşan tazminat miktarlarının hüküm altına alındığı, eldeki davada hükmedilen miktarlar ile anılan dosyada hükmedilen miktarlar bakımında tekerrüre yol açacak nitelikte bir tazminat hesabı ve hüküm bulunmadığı hususları dikkate alındığında, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmemesine göre, davalı vekilinin diğer bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dairemizin önceki bozma ilamında, asıl davanın davacılarına (desteğin eş ve çocukları) dava dışı SGK Başkanlığı tarafından olayın iş kazası olarak kabulü suretiyle ödenen ve ilk peşin sermaye değerinin 128.529,11 TL olduğu bildirilen gelirin, 5510 sayılı Kanun’un 21/4. maddesi gereği rücuya tabi olup olmayacağı değerlendirilmek suretiyle, asıl dava davacılarının tazminatlarının belirlenmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır. Bozmaya uyan mahkeme tarafından, 07/01/2020 tarihli aktüer raporundaki görüş doğrultusunda, SGK tarafından davacılara ödenen peşin sermaye değerli gelirin tazminattan düşülemeyeceği kabul edilerek karar verilmiştir. Mahkemenin kararına esas aldığı aktüer raporunda; davaya konu kaza sonucunda, SGK sigortalısı da olan araç sürücüsü ile araç muavini olan davacılar desteğinin öldüğü, kazada araç maliki olan işverenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, 5510 sayılı Kanun’un 21/5. maddesi gereğince kurum sigortalısı olup tam kusuru ile kazayı yapan araç sürücüsünün mirasçılarına SGK’nın rücu hakkının bulunmadığı, araç maliki olan olayda kusuru olmayan işverene de SGK’nın rücu edemeyeceği, SGK Başkanlığı’nın rücu hakkının olmadığı ödemelerin davacıların tazminatlarından düşülemeyeceği yönünde görüş bildirildiği görülmektedir. Mahkemenin kararına esas aldığı aktüer raporundaki değerlendirmenin, 5510 sayılı Kanun’un 21/5. maddesine dayalı tespitler içerdiği ve Dairemizin önceki bozma ilamında, anılan kanunun 21/4. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması gereğinin vurgulandığı dikkate alındığında, esas alınan raporun yeterli bir rapor olmadığı açıktır.
Diğer yandan; 2918 sayılı KTK’nın 85/son maddesinde yer alan “araç işleteninin, sürücüsünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu” yönündeki düzenleme gereği, davacılar desteğinin muavin olarak çalıştığı otobüsün maliki/ işleteni (aynı zamanda desteğin işvereni) konumunda olan şirkete ve işletenin sorumluluğunu … poliçesi ile üstlenen davalı sigortacıya SGK Başkanlığı’nın rücu hakkının bulunduğu açıktır. Bu itibarla, kazada oluşan zarar için davacılara ödeme yapan dava dışı SGK Başkanlığı’nın, KTK’nın 85/son maddesi hükmü gereği işveren (araç maliki/ işleteni) konumundaki davalının sigortalısına ve davalı sigortacıya rücu hakkının bulunduğunu dikkate almayan ve davaya konu olay bakımından uygulanma imkanı da olmayan 5510 sayılı Kanun’un 21/5. maddesine dayanan gerekçe yerinde olmamıştır.
Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; asıl davanın davacılarına ödediği bedeller için SGK Başkanlığı’nın davalı trafik sigortacısına rücu imkanının bulunduğu, mahkeme hükmü sadece davalı tarafça temyiz edildiği ve hükme esas tazminat hesap raporundaki hesap şekli bakımından davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu da dikkate alınmak suretiyle, başka bir aktüerya uzmanı bilirkişiden, ilk hükme esas alınan 2016 tarihli rapor verileriyle (işlemiş/ işleyecek devre belirlemesinde 2016 yılının esas alınması, 02/03/2016 ve 11/03/2016 tarihli raporlarda kullanılan verilere göre hesabın yapılması) asıl dava davacılarının tazminat alacaklarının hesap edilmesi ve SGK Başkanlığı tarafından ödenen rücuya tabi peşin sermaye değerli gelirin 5510 sayılı Kanun’un 21/4. maddesi gereği tazminatlardan düşülmesiyle sonuç tazminatların belirlenmesi konusunda rapor alınıp karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer bütün temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 06/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.