YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/25045
KARAR NO : 2013/18188
KARAR TARİHİ : 21.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, Vergi Usul Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, temyiz isteminin reddi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar …, …, …, …, … ve …’nın özel belgede sahtecilik suçundan haklarında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yapmış oldukları itirazın Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 23.07.2010 gün ve 2010/681 değişik … sayılı karar ile reddedildiği ve sanıkların bu karara yönelik temyiz istemlerinin bulunmadığı anlaşılmakla, adı geçen sanıklar hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar inceleme dışı tutularak yapılan temyiz incelemesinde;
A-Sanıklar …, … ve … müdafiileri ile sanıklar …, … ve …’nin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
5271 Sayılı CMK’un 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı CMK’un 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanıkların haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için,
dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
B-Sanıklar …, … ve … hakkında verilen temyiz isteminin reddine dair karara karşı sanıklar müdafiinin, temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Sanıklar …, … ve … hakkında temyiz isteminin süre yönünden reddine dair mahkemenin 14.09.2006 tarih 2009/54, 2010/89 sayılı ek kararında bir isabetsizlik görülmediğinden;bu karara yönelik sanıklar müdafiinin 16.09.2010 havale tarihli dilekçesiyle vaki temyiz itirazlarının reddine ve ek kararın ONANMASINA,
C)Sanık … hakkında dolandırıcılık ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet, sanık … hakkında dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında dolandırıcılık suçundan, verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören Maliye Hazinesinin, vekili aracılığıyla sunduğu 30.05.2013 havale tarihli temyiz dilekçesinde kamu davasına katılma konusunda açık bir isteğin bulunması karşısında, 5271 Sayılı CMK’ nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmıyan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’in gerçekte hububat alımı yapmamasına rağmen, sahte alım makbuzu düzenlediği, bu makbuzlar ile diğer sanıkların Tarım Kredi Kooperatifi Müdürlüğü’ne başvurarak doğrudan gelir desteği aldıkları ve sanıkların kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği somut olayda;
1-Sanıkların suç tarihinde makbuzlarda belirtilen tür ve miktarda hububat verimi alacak şekilde tarımsal faaliyette bulunup bulunmadıkları araştırılıp tespit edilmeden, sadece sanık …’in verdiği makbuzların muhteviyatı itibariyle sahte olmasına dayanılarak,eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Sanık … hakkında Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan verilen mahkumiyet kararı yönünden,gerçek bir mal ve hizmet alımı söz konusu olmadan aynı takvim yılında birden fazla sahte belge düzenlenmesi eyleminin; kendi içerisinde zincirleme biçimde devam eden suç teşkil edeceği gözetilmeden sanık … hakkında Vergi Usul Kanununa aykırı davranma suçundan dolayı yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Sanık …’ın hüküm tarihinden sonra 28.04.2010 tarihinde vefat ettiğinin UYAP’ tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında; hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
4-Kamu davasına katılmasına karar verilen ve kendisini vekil aracılığıyla temsil ettiren katılan yararına, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmememesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili, sanık … müdafii ile sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.