Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/7544 E. 2013/17597 K. 14.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7544
KARAR NO : 2013/17597
KARAR TARİHİ : 14.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, nitelikli güveni kötüye kullanma, Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca bir çok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılan bankanın … Yönetimi Birimi’ne yönetici olarak atanarak 10/01/2007 tarihinden itibaren bankanın iştiraki ve halka açık bir şirketi olan …. Yatırım Ortaklığı A.Ş. ünvanlı şirketin porföyünü yönetmekle görevlendirildiği bildirilen sanığın, suç tarihleri arasında, vekaletnameli vekili olduğu eşi adına … Menkul Değerler A.Ş. nezdinde açılmış hesaptan, yöneticisi olduğu Yatırım ortaklığı A.Ş. Portföyü hesabına alım gerçekleştirmeden önce hisse senetlerini kendi (eşi) hesabına satın alması veya şirket portföyünün hesabında mevcut hisse senetlerini satmasından önce kendi (eşi) hesabındaki hisse senetlerine dair satış işlemi gerçekleştirmesi (Front-runnig) eylemleriyle haksız kazançlar sağlanmasına neden olmasının “nitelikli dolandırıcılık”; “nitelikli güveni kötüye kullanma”; “Sermaye Piyasası Kanununa aykırılık” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Sanığın eşinin hesabını kullanarak, hiçbir yatırımcının ulaşamayacağı ve ulaşmaması gereken nitelikli bilgilerin kullanılarak, aynı gün içinde satmak amacıyla hisse senedi almadığı şeklindeki iddianın kanıtlanamadığı, sanık tarafından yönetilen hesaplar ile eşine ait hesap arasında herhangi bir transferin, menkul kıymet ya da para alışverişinin bulunmadığı, yöneticisi olduğu kurumu temsilen kendisine tevdii edilen para, fon ve hisse senetleri üzerinde güveni kötüye kullanma niteliğinde bir eyleminin saptanamadığı, alım-satım emirlerinin karşılaşmasının ve eşleşmesinin piyasanın kendi koşulları içinde mümkün olduğu, bu karşılaşmanın ve eşleşmesinin sanık tarafından yapılan işlemler ve bilinçli olarak oluşturulduğunun soyut iddiadan öteye geçmediği, sanığın atılı suçu ve özel kanunda tanımlanan suçları işlediğine dair savunmanın aksine kanıtlayıcı mahkumiyete yeterli kesin delil bulunmadığı, bu nedenle beraatine karar verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 14/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.