YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/26112
KARAR NO : 2013/17575
KARAR TARİHİ : 14.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
CMK’nın 191/1. maddesi uyarınca “iddianamenin kabulü kararı 23/11/2005 tarihli ilk celsede okunmamış veya bu husus tutanağa geçmemiş” ise de; duruşmaya başlandığı konusunda bir tereddüt ve açık itiraz hasıl olmadığından ve sanık … açısından ise 11/07/2006 tarihli sorguda “talimat ve eki belgeler okundu” ibaresi tutanağa geçmiş ve 12/06/2006 tarihli istinabe yazısı ekinde varolduğu yazılı iddianame ve soruşturma evresi ifadesi de okunarak, iddianamede anlatılan olay çerçevesinde sorgusunun yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncelerine iştirak olunmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; evlenmek arzusu içinde olan şikayetçinin aracılar vasıtasıyla bulup irtibat kurduğu sanık … ve onunla fikir-eylem birliği içinde hareket eden sanık … ile konuşup, belli bir miktar para karşılığı sanık …’nin müştekiyle evlenmek hususunda anlaşması, sanıkların gerçek kimliklerini gizleyerek kendilerini sırasıyla … ve … olarak tanıtmaları, müştekiye sözde evlenme vaadinin vukûbulmasının temini için muhtelif ziynet, giyim ve benzeri eşyaların satın aldıttırılması, evinde bir gece kaldıktan sonra alınanlarla ortadan kaybolmaları, bu suretle haksız yarar sağlanması eylemlerinin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamalarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 14/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.