Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/22825 E. 2013/17585 K. 14.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/22825
KARAR NO : 2013/17585
KARAR TARİHİ : 14.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın gıyabında verilen kararın cezaevinde kendisine 29.12.2011 tarihinde tebliğ edildiği, 05.01.2012 havale tarihli temyiz dilekçesinin yasal süresi içinde sunulduğu, bu nedenle temyizin süresinde olduğu kabul edilmekle, tebliğnamedeki “süreden ret” isteyen görüşe iştirak olunmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın babasının evinde kiracı olarak oturan sanığın, bu ilişki nedeniyle oluşan güven ortamından da yararlanarak ona “…gümrükten ucuza fotograf makinesı alıp dışarıda fazla fiyata satalım, kârı paylaşırız…” teklifinde bulunması, katılandan bu amaçla nakit para alması, ilerleyen zaman içinde ise “…makinaları alıp …’cu …’a senet karşılığı sattım…”, “…senetler vadesinde ödenmedi, adına icraya verdim, avukat-dosya masrafı gerekiyor…” gibi sözler sarfederek katılandan bir miktar daha para alması, gerçekte böylesi bir alım-satımın ve icra takibinin olmaması, böylelikle sanığın haksız yarar sağlaması eylemlerinin “zincirleme dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Katılanın hazırlık evresindeki 05.04.2011 tarihli ifadesinde adı geçen ve adli emanete alınan sanık tarafından katılana verilmiş olduğu anlaşılan üç senedin borçlusu olduğu bildirilen …’ın ve ev sahibi katılanın babası …’in olayın oluşum ve gelişimi hakkında iddia ve savunmalar doğrultusunda tanık sıfatlarıyla dinlenmeleri, katılanın kovuşturma aşamasında 17.10.2011 tarihli beyanında “…o sırada telefonuma 4040 no’lu telefondan icra dosyası için masraf gerekiyor gibi mesajlar geliyordu…” mealindeki beyanı dikkate alınarak telefonuna geldiği ileri sürülen mesajların nereden, ne şekilde geldiğinin teknik olarak tespitine çalışılması, suç tarihine yakın geçmiş zamanlarda Antalya İcra Dairelerinde alacaklısı katılan veya sanık olan takip talepleri olup olmadığının sorulup öğrenilmesi, adli emanete alındığı bildirilen senetlerin denetimine olanak sağlaması açısından usulünce dosya arasında bulundurulması, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.