YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8099
KARAR NO : 2013/17603
KARAR TARİHİ : 14.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin,
başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılanın Rus vatandaşı olup, Antalya’da ev satın aldıktan sonra bir de otomobil satın almak üzere tanık …’un sahiplerinden olduğu Demir isimli galeriye gittiği, galeri sahibinin daha önce araç sattığı sanık …’u arayarak aracını satmayı düşünüp düşünmediğini sorduğu, sanığın aracını satabileceğini söylemesi üzerine katılan ile bir araya geldikleri, pazarlık yaparak 37.000 Euro karşılığı anlaştıkları ancak katılanın nakit parasının olmadığını söyleyip 10.000 Amerikan Doları kapora vermeyi teklif ettiği, sanığın teklifi kabul etmediği, katılanın iddiasına göre sanık …’ın talebi üzerine, sanığın iddiasına göre katılanın talebi üzerine diğer sanıkların ortak oldukları işyerine giderek sanık …’ın masasında bulunan post cihazından katılanın kredi kartını geçirerek aracın bedeli ve %3 komisyon tutarı olarak 74.884 TL parayı sanık …’in Garanti Bankasındaki hesabına geçtikleri, karşılığında muhasebe kayıtlarında sorun çıkmaması için katılana jeneratör satılmış gibi fatura düzenlediği, ancak katılanın faturayı imzalamadığı, sanık …’in ısrarla araç satışından haberinin olmadığını, katılana jeneratör sattıklarını iddia etmesine rağmen, adli tıp uzmanı bilirkişinin raporuna göre fatura üzerindeki yazı ve imzanın katılanın el ürünü olmadığının belirlendiği olayda;
1- Sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklar … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Sanık …’un, katılan tarafından da doğrulanan ve çelişmeyen anlatımlarında katılanın kendisine 10.000 Dolar kapora vermesine rağmen, kaporayı kabul etmeyip aracın bedeli peşin ödenmeden satışını yapmayacağını söylemesi üzerine katılanın paranın tamamını kredi kartı ile ödeyeceğini söyleyerek, sanık …’ın işyeri sahibi olduğu jeneratör satış dükkanına giderek araç bedeli kadar slip çektiklerini beyan etmesine rağmen, …’ın banka sliplerinin araç satışı ile ilgili olmayıp jeneratör satışı ile ilgili olduğunu söyleyerek ve buna ilişkin fatura ibraz etmesi karşısında iddia ve savunmaların değerlendirilmesi ve gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması bakımından öncelikle satıldığı iddia edilen jeneratörün, katılanın evine götürülüp götürülmediğinin, katılanın evinde yaptırılacak inceleme ile belirlenmesi, katılanın evinde jeneratör kurulmuş ise markası ve niteliği itibariyle sanık …’e ait firmanın jeneratörü olup olmadığının tespit edilmesi, ilgili firmanın kayıtları incelenerek faturaya ilişkin malın depodan çıkıp çıkmadığı, çıkmış ise nereye gönderildiği belirlenip, sonucuna göre baştan itibaren kaporayı kabul etmeyen ve aracın bedelini almadan devrini vermemekte ısrar eden sanık … ‘un, sanık … tarafından kendisine ait paranın ödenmemesi karşısında suça ne şekilde katıldığının değerlendirilmesiyle gerekçelendirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi,
Kabule göre de;
a-5237 sayılı TCK’nın 61/8 maddesi hükmü gereğince adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması ile adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden doğrudan adli para cezası tayin edilip daha sonra TCK’nın 62. maddesi gereğince takdiri indirim uygulaması yapılması,
b-Kredi kartının bankaların maddi varlıklarından olmasına karşın sanık … ve sanık …’in eylemlerinde herhangi bir sahteciliğe konu yapılmaksızın ödeme aracı olarak kullanılması karşısında eylemlerinin TCK’nın 157.maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun temel şeklini oluşturduğu gözetilmeden suçun hukuki vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve sanık … müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.