YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66859
KARAR NO : 2013/9775
KARAR TARİHİ : 27.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, medikal aletler pazarlama işi yaptığı, işi gereği muhatap olduğu şikayetçi ile dostluk kurduğu, şikayetçiye yakın davrandığı, güvenini kazandığı, sohbet sırasında şikayetçinin Bağ-Kur, emeklilik işlemlerinde problem olduğunu, gideremediğini söylemesi üzerine, …’da tanıdığı olduğunu, bu kişinin halledeceğini söyleyerek, cep telefonundan birileriyle görüşmüş gibi yaparak, şikayetçinin işini halletme karşılığında, 750,00 TL para aldığı, ancak şikayetçinin emeklilik işlemlerini yapmadığı şeklinde gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, müştekinin zararını karşıladığını savunması ve müştekinin de şikayetinden vazgeçmesi karşısında, müştekiye sorularak ödeme olup olmadığı ile ödeme varsa sanığın etkin pişmanlık gösterip göstermediğinin değerlendirilerek sonucuna göre TCK’nın 168.maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmediğinin tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53.madde 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.