Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/444 E. 2021/2255 K. 25.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/444
KARAR NO : 2021/2255
KARAR TARİHİ : 25.10.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.06.2016 tarihinde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın reddine dair verilen 15.11.2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı vekili, davalı …’ın 12/03/2014 tarihli talebi üzerine Mersin ili, Toroslar ilçesi, Belenkeşlik Köyü 2 pafta, 49, 50, 51 ve 104 nolu parsellerle ilgili olarak 3194 sayılı İmar Kanununun 15. ve 16. maddelerine istinaden uygulama yapıldığını, uygulama sonucu ihdas edilen 310 ve 9 nolu 373 ada 2 nolu, L ada 1 nolu ve R ada 1 nolu parsellerin davalı tarafından 12.03.2014 tarihinde ‘’ imar planındaki amacı doğrultusunda kullanılmak üzere’’ Soğucak Belediyesine devredildiğini, Soğucak Belediye Encümenin 13.03.2014 tarih ve 8 sayılı kararı ve 6360 sayılı Kanun uyarınca Belediyenin 19/03/2014 tarih ve 108 sayılı kararları ile bedelsiz terkinin benimsendiğini, ancak Soğucak Belediyesi uhdesine hibe suretiyle intikali gereken taşınmazların müştereken davalı adına hataen tescil edildiğini ileri sürerek dava konusu Belenkeşlik Mahallesi, 310 ada 9 parsel, 373 ada 2 parsel, 397 ada 1 parsel, 399 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarda davalının payının iptali ile adına tescili talebinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davalının taşınmazından yeterli miktarda düzenleme ortaklık payı kesildiği, daha fazlasının istenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi, ‘’dava konusu alanda belirlenen %37’lik orandan daha fazla kesinti yapılması yasal olarak mümkün değildir’’ gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava 3194 sayılı İmar Kanununun 15. ve 16. maddeleri gereğince talep üzerine yapılan özel parselesyon sonucunda malikin muvafakatiyle kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış yerler ile yol, yeşil alan ve bunun gibi yerlerin eski malik adına tekrar tescili yolsuz bulunduğundan İmar Kanununun 35. maddesi gereğince tapu iptali ve imar planında kullanılmak üzere terkini istemine ilişkindir.
Somut olayda; davalının 12.03.2014 tarihli ve imzalı beyanı ile dava konusu taşınmazları imar planındaki amaçları doğrultusunda kullanılmak üzere Soğucak Belediyesine terkin ettiği, Soğucak Belediye Başkanlığının 13.03.1914 tarih 8 sayılı Encümen kararında 49, 50, 51, 104 parsel sayılı taşınmazların tevhidine, imar planına göre yola ve yeşil alana ayrılan kısımların kamuya bedelsiz terkinine, kalan kısmın 107 parçaya ifrazına, ifraz sonucu oluşan dava konusu taşınmazların ise bedelsiz olarak Soğucak Belediyesine hibe edilmesine karar verildiği, Toroslar Belediye Encümeninin 19.03.2014 tarih 108 sayılı kararı ile de bedelsiz terkin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, davalının imzalı beyanı, bu beyan çerçevesinde Soğucak Belediye Encümenini ve Toroslar Belediye Encümeni tarafından alınan kararlar ve davalının Encümen kararlarının iptaline yönelik bir dava açmadığı da göz önüne alınarak Encümen kararları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, karardan bir örneğin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 25.10.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
Fen bilirkişisi Şükrü Yüksel tarafından hazırlanarak ilk derece mahkemesine sunulan 05/07/2018 tarihli raporda özetlle; davalının uygulamaya giren hisse miktarının 31.850.75 m2, imar uygulaması sırasındaki DOP miktarının 0,2977147944, davalının hissesine uygulanan DOP oranının ise …k Mahallesinde belirlediği ortak DOP oranının % 37 olduğu, bu orana göre de davalının taşınmazlarına 0,093830806 oranında fazladan DOP kesintisi yapıldığı, dava konusu parsellerin davalının uhdesinde kalmasında halinde uygulanan DOP oranının 0,4007057919 olacağı, bu durumda dahi davalıdan 0,0307057919 oranında fazladan DOP kesintisi yapılmış olacağı belirtilmiştir.
Davacı vekilinin gerek dava dilekçesinde, gerekse temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü temel husus; davanın DOP kesintisi ile bir ilgisinin bulunmadığı, davalının, DOP kesintisinden bağımsız olarak, imar planında gösterilen işlerde kullanılmak üzere 12/03/2014 tarihli dilekçe ile Belediye’ye hibe taahhüdünde bulunduğu ancak bu taahhüdünü yerine getirmediği oluşturmaktadır; ancak Dairemizin bozma gerekçesini oluşturan çoğunluk görüşünde, “(…) Soğucak Belediye Başkanlığı’nın 13/03/2014 tarih 8 sayılı encümen kararında 49, 50, 51, 104 parsel sayılı taşınmazların tevhidine, imar planına göre yola ve yeşil alana ayrılan kısımların kamuya bedelsiz terkinine, kalan kısmın 107 parçaya ifrazına, ifraz sonucu oluşan dava konusu taşınmazların ise bedelsiz Soğucak Belediyesine terkin edilmesine karar verildiği, Toroslar Belediye encümeninin 19/03/2014 tarih 108 sayılı kararı ile de bedelsiz terkin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, davalının imzalı beyanı, bu beyan çerçevesinde Soğucak Belediye Encümeni ve Toroslar Belediye Encümeni tarafından alınan kararlar ve davalının Encümen kararlarının iptaline yönelik bir dava açmadığı da göz önüne alınarak Encümen kararları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken…” denilerek, davalı, encümen kararının/kararlarının iptali için idari yargıya başvurmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine yer verilmiştir.
Kamu düzenine ilişkin olmayan ve davacı vekili tarafından da temyize getirilmeyen bir hususun bozma nedeni yapılması, HMK’nun 366. Maddesi yollaması ile HMK’nun 355. Maddesine aykırıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir; 10. Maddesine göre; Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir; 35. Maddesine göre ise herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Yine; idare hukukunun temel ilkelerinden birisi de, “kamu külfetleri karşısında eşitlilik” tir. Anayasamızın yukarıda açıklanan hükümleri ve kamu külfetleri karşısında eşitlilik ilkesinden hareket edildiğinde ise; davalıya tebliğ edilmeyen, hayatın olağan akışı içerisinde davalının haberinin olması da mümkün olmayan belediye encümen kararlarına dayanılarak; davalının bu encümen kararlarının iptali için idari yargıya başvurmadığı gerekçe gösterilerek Anayasa ile teminat altına alınmış olan eşitlik ve mülkiyet hakkı gözardı edilmek suretiyle, davalının taşınmazlarından, eşit konumda bulunduğu diğer parsel maliklerine göre fazladan 0,1661282862 oranında kesinti yapılması, Anayasamızın yukarıda belirtilen ilkelerine açıkça aykırıdır. Davacı idare, İmar Kanunu’nun verdiği yetkiyi de aşarak, davalının taşınmazlarından, aynı imar planı içerisindeki diğer taşınmaz maliklerinden yaptığı kesintiden daha fazla kesinti yapamaz. Davacı idare, faraza 0,1661282862 oranında değil de, 0,30-0,40 oranında fazladan kesinti yapmak isteseydi, yine encümen kararları gerekçe gösterilerek idarenin tescil talepleri kabul mü edilecekti?
Davacı vekilinin dava dilekçesinde ve temyiz dilekçesinde sözünü ettiği 12/03/2014 tarihli belgenin değerlendirilmesinde ise; davalı cevap dilekçesinde davacıya her hangi bir taahhüdünün bulunmadığını savunmuştur. Sözü edilen belge, Soğucak Belediyesine hitaben yazılmış bir dilekçedir. Bu dilekçede “310 ada 9 parsel” ve “373 ada 2” parsel açıkça belirtilmiş, dava konusu diğer taşınmazların ada ve parsel numaraları ise yazılmamıştır. Bu dilekçede açıkça bir taahhüt bulunmadığı gibi, Türk Borçlar Kanunu’nun 288/2.maddesinin “Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmi şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.” şeklindeki hükmü dikkate alındığında, söz konusu dilekçe bir bağışlama taahhüdü veya bağışlama vaadi olarak kabul edilemez; dolayısı ile davacı böyle bir belgeye dayanarak adına tescil talebinde bulunamaz; bulunduğu takdirde, şekil noksanlığından dolayı talebin reddi gerekir.
Açıkladığım bu gerekçelere göre; davanın reddine karar veren Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/423 Esas 2018/893 Karar sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesini yapan ve istinaf talebinin reddine karar veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin 2019/453 Esas 2019/620 Karar sayılı kararının isabetli olduğundan onanması gerektiği kanaati ile, sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına iştirak etmiyorum.