YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5486
KARAR NO : 2013/6227
KARAR TARİHİ : 04.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Müştekilerden …’ın evini satmacı için emlakçılık yapan …’e verdiği, evin satlık olduğunu öğrenen sanığın tanık …’in yanına gelerek alıcı gibi davrandığı ve emlakçıdan temin ettiği telefon ile evin sahibi müşteki …ile telefonla görüştüğü, pazarlık yaparak 84.000 TL’ye evi almak üzere anlaştığı, ancak parasının bankada vadeli yatmakta olduğunu, bir kaç gün içerisinde vadesinin dolacağını belirterek süre istediği, tanık emlakçı …’e de parasının vadesinin ayın 17’sinde dolacağını ve ev sahibi ile görüşüp evi aldığını, evi kaynanası ve gelinine göstereceğini söyleyerek evin anahtarını aldığı, daha sonra almış olduğu bu anahtarın bir suretini çıkartarak asıl anahtarı iade ettiği, bilahare müşteki mobilya ve beyaz eşya ticareti yapan …’ın yanına giderek emlakçı …’ten ev aldığını, bu eve eşya satın alacağını söylediği, müşteki …,… ile telefonla görüştüğü, tanık …’ın sanığın böyle bir ev aldığını, evin
devrini henüz almadığını haricen anlaşıldığını söylemesi üzerine bu konuşmaya güvenerek müşteki … ‘den toplam 7.000 TL bedelli eşya aldığı, karşılığında gerçekte satın almadığı evin adresini belirterek senet verip ödeme iradesinin olmadığını gösterdiği, bu şekilde ikna olan müştekinin eşyaları sanığın belirttiği adrese götürdüğü, daha sonra sanığın … isimli diğer müştekiye evi kiralık olarak gösterdiği, aylık 200 TL bedel ile söz konusu daireyi …’a kiraya verdiği, 2400 TL bir yıllık kira bedelini peşin olarak aldığı, ayrıca daha sonra 6000 TL’ye ihtiyacı olduğunu, bu parayı bir hafta içerisinde vereceğini vermez ise evde 4 yıl ücretsiz oturacağını söyleyerek müşteki … ‘i kandırdığı ve 6.000 TL para aldığı, akabinde söz konusu evin 1. katını da bir yıllık kira bedelli 2.250 TL’ye müşteki …’a kiraladığı, böylelikle sanığın başından beri dolandırıcılık kastıyla hareket ederek gerçekte ev alma iredesi olmadığı halde, alıcıymış gibi pazarlık yaparak ev sahibini ve emlakçıyı ikna etmek suretiyle evin anahtarını temin ettiği, sanığın sahibi olmadığı bu nedenle üzerinde tasarruf yetkisi bulunmadığı sözkonusu evi hileye araç olarak kullanmak suretiyle her bir müştekiden muhtelif zamanlarda ayrı ayrı haksız menfaat temin ettiği anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmeyerek atılı suçun subut bulduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.