YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1579
KARAR NO : 2022/147
KARAR TARİHİ : 11.01.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 18.04.2019 tarih ve 2017/126 E- 2019/424 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.01.2020 tarih ve 2019/1070 E- 2020/143 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının kusuru ile müvekkilinin zorunlu olarak karşılıklı fesih ettiği tarafı olduğu Eti Gıda A.Ş.’nin Rize ve Artvin distribütörlük sözleşmesinden kaynaklı yoksun kaldığı kar ve kazancın hesap edilerek davalıdan fesih tarihinden itibaren işletilecek en yüksek reeskont/ticari faizi ile birlikte tahsilini, davalı bankaya ne kadar borçlu olduğunun tespiti ile borçlu olduğu miktara yetecek kadar ipoteğin tespitini ve bu miktarı aşan ipoteklerin söz konusu gayrimenkuller üzerine terkinine karar verilmesini, müvekkilinin blokeye alınan 2.600.000.-TL’ye işletilmeyen mevduat faizin tahsili ile davalı bankanın sözleşme ile taahhüt etmesine rağmen 2.600.000.-TL’nin temini amacı ile müvekkilinin değerinin altında satmak zorunda kaldığı ipotekli gayrimenkulün değerinin altındaki satış miktarının tespit edilerek davalıdan bu miktarında gayrimenkulün satış tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont/ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği sürece ilişkin olarak müvekkili bankanın tek eyleminin davacı ile müvekkili banka arasındaki sözleşmelerden doğan yetkiyi kullanmak ve yükümlülüklerini yerine getirmekten ibaret olduğunu, davacı ile dava dışı Eti Gıda A.Ş. arasındaki distribütörlük sözleşmesinin feshine ilişkin müvekkili bankanın dahili ve harici hiçbir etkisinin bulunmadığını, davacının zararın varlığını ve bu zarara müvekkili bankanın ne şekilde sebep olduğunu ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kusuru ile davacının zorunlu olarak karşılıklı fesih ettiği dava dışı Eti Gıda A.Ş.’nin Rize ve Artvin distribütörlük sözleşmesinden kaynaklı 6.000,00 TL’lik yoksun kaldığı kar talebi yönünden, davacı şirketin davalı Banka nezdindeki ticari hesap ekstreleri incelendiğinde banka risklerinin giderek arttığı 2017 yılının başında DTS riskinin 1.400.000,00 TL (birmilyondörtyüzbin) üzerine çıktığı hatta 03.01.2017 tarihinde 1.499.401,13 TL olduğu, aynı yılın 3. ayına kadar tahsilatlarla nispeten riski düşürmüş olsa da bu durumu uzun süre devam ettiremediği, ödeme ve tahsilat süreleri arasında müspet bir oran sağlayamaması nedeniyle nakit sıkıntısı çektiği ve bu sebeple ilave kredi ve yüksek montanlı (hacimli) faktöring işlemlerine başvurduğu,davalı bankanın, davacı müşterisinin mali yapısının bozulmuş olması ve neticesinde oluşan riskin kapatılmasında, mevcut teminatın kullanımıyla teminat açığının oluşması sebebiyle montan (hacim) bakımından da davacı firmadan bir hayli büyük olan diğer müşterisi olan ETİ’yi korumaya yönelik olarak hukuk kuralları içerisinde hareket etmesi ticaretin doğal akışının gereği olduğu, davacının kendi ticari faaliyetlerinde yaşanan olumsuzluklar dolayısıyla distribütörlük sözleşmesinin feshedildiği haliyle davalı bankanın davacının talebi olan tazminat ile sorumlu olmadığı, davalı bankaya teminat olarak verilen gayrimenkulün ilk olarak değerlerini SPK lisanslı bağımsız Gayrimenkul Ekspertiz Firmalarına tespit ettirdiği, davaya konu gayrimenkullerden 17 nolu bağımsız bölümdeki dükkanın 14.05.2015 tarihli ekspertiz değerinin 935.000,00 TL olduğu, bu gayrimenkulün 28.03.2017 tarihinde 1.650.000,00 TL (birmilyonaltıyüzellibin)ye satıldığı, davacının dava konusu taşınmazlar için düzenlenmiş olan ekspertiz raporuna ya da ekspertiz tutarına itiraz ettiğine dair herhangi bir tespit yapılamadığından düzenlenmiş olan ekspertiz raporunda tespit edilmiş olan gayrimenkul değerinin davacı tarafından kabul edilmiş olduğu, bir banka hesabında depo edilmiş paranın esasen mevduat olarak nitelendirilmesi ve bundan dolayı davacının rızası dışında alıkonan 2.600.000 TL (ikimilyonaltıyüzbin) ile yine rızası dışında 3. kişi hesabına havale edilen 50.423,00 TL (ellimilyondörtyüzyirmiüç) ile birlikte hesapta kaldıkları süre boyunca ve cebren tutulması sebebiyle 12/02/2019 tarihli ek raporda yapılan hesaba göre davacı tarafın davalıdan 21.990,00 TL faiz talep edebileceği, her ne kadar bu rapora göre davacı işletilmeyen faiz talebindeki dava değerini ıslah etmiş ise de; tüm dava değerine ek olarak bu talebini ıslah ettiğinden fazlaya ilişkin haklı saklı kalması kaydıyla 1000 TL+11.900 TL olmak üzere toplam 12.900,00 TL üzerinden talebin kabulüne karar verilmesi gerektiği, ipoteklerin fekki talepleri yönünden de davacı firmanın bankadaki risklerinin teminatı olarak alınmış olan gayrimenkullerden 17 nolu bağımsız bölüm ipoteğinin 05.04.2017 tarihinde yani dava tarihinden önce fek edildiğinden bu taşınmaz yönüyle davanın reddi, diğer geri kalan tüm ipoteklerin ise 03.07.2017 tarihinde yani yargılama aşamasında fek edildiği anlaşıldığından bu talepler ile ilgili dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı tarafın işletilmeyen faizle ilgili talebinin ıslah ve taleple bağlı kalınarak (28/02/2018) tarihli davacı tarafın dilekçesinde bu kalemle ilgili, 1.000,00 TL’lik talebi uyarınca 12.900,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, işletilmeyen faiz talebi ile ilgili davacı tarafın hakkının saklı kalmasına, yoksun kalınan kar ve değerinin altında satılan gayrimenkuller ile ilgili olarak tazminat taleplerinin (6.000,00 TL+ 3.000,00 TL) reddine, 17 nolu bağımsız bölüm ipoteğinin dava tarihinden önce fek edildiğinden bu bağımsız bölümün ipoteğin fekki için açılan davanın reddine, diğer ipoteklerin dava tarihinden sonra fekki gerçekleştiğinden bu ipoteklerle ilgili dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, mevcut sözleşmeler ve banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın yazılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, bankacılık işleminden kaynaklı tazminat, borcu aşan ipoteklerin fekki, yoksun kalınan kar kaybının tespiti ile tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davacının bilgisi dışında alıkonulan 2.549.577.-TL’nin hesapta kaldığı süre boyunca mevduata işletilecek en yüksek faiz oranı ile nemalandırılması gerektiği gerekçesiyle davacının faiz talebine yönelik davasının kabulüne, yoksun kalınan kar, değerinin altında satılan gayrimenkule yönelik tazminat talepleri ile 17 nolu bağımsız bölüm ipoteğinin fekkine yönelik davasının reddine, diğer ipoteklerin dava tarihinden sonra fekki gerçekleştiğinden bu ipoteklerle ilgili dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; anılan karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusu ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Ancak, mahkemece davacının bilgisi dışında alıkonulan miktara yönelik işletilmeyen faiz talebi yazılı gerekçeyle kabul edilmiş ise de, davalı banka tarafından dosyaya sunulan davacı şirketin 515-695120 numaralı hesabına ait hesap hareketlerinden dava konusu miktarın 27.03.2017 tarihinde davacının hesabına aktarıldığı, davalı bankanın 31.03.2017 tarihine kadar davacı şirkete ait borçları tahsil ederek bakiye hesabı sıfırladığı, bu tarihe değin davadışı Eti Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş. alacağının tahsilinin beklenilme sebebinin davadışı şirket ile davalı banka arasındaki Doğrudan Tahsilat Sözleşmesi uyarınca fatura girişi yapılarak alacağın ancak 30.03.2017 tarihinde netleşmiş olmasına dayalı olduğu, bu tarihte davadışı Eti Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş.’nin hesabına virman yapılarak davacının borcunun kapatıldığı görülmüştür. Bu durumda mahkemece, taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinin 12. maddesi ve Genel Kredi Sözleşmesinin eki olan doğrudan tahsilat sistemi yetki belgesi kredi özel şartlarındaki hükümler ile davadışı Eti Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş. ile davalı banka arasında akdedilen Doğrudan Tahsilat Sözleşmesinin 1. ve 2. maddelerindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, davacının davadışı Eti Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş.’ye olan borç tutarının makul süreyi aşacak şekilde davacının hesabında alıkonulmadığı ve ayrıca hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının hesabına dava tarihi olan 18.04.2017 tarihine kadar da bloke konulmadığı anlaşıldığından mahkemece davacının bu talebine yönelik davasının reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.