Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22362 E. 2013/6111 K. 03.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22362
KARAR NO : 2013/6111
KARAR TARİHİ : 03.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
23.11.2006 tarihli oturumda katılma talebinde bulunan müşteki ve vekilinin, 5271 sayılı CMK’nın 238/3. maddesine aykırı olarak, sanık müdafiinin görüşü alınmadan katılan olarak duruşmalara kabulüne karar verilmiş ise de, duruşmada hazır bulunan sanık müdafiinin bu konuda herhangi bir itirazının bulunmaması nedeniyle, tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, suç tarihinde … köprüsünde yürümekte olan katılanın yanına gelerek elinde bulunan nokia 3660 marka cep telefonunu gösterip bu telefonu 150TL’ ye satmak istediğini söylediği, katılana ait nokia 6600 marka cep telefonu ile takas edebileceğini de söylemesi üzerine, katılanın telefonu inceledikten sonra takası kabul ederek telefonunu sanığa verdiği bu sırada sanığın, katılanın elinde bulunan nokia 3660 cep telefonunun sim kartını değiştirme bahanesiyle geri alarak daha
önceden hazırladığı maket telefonu katılana verip olay yerinden uzaklaştığı, anlaşıldığından, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin olunmasına karşılık adli para cezası belirlenirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”5237 sayılı TCK’nın 157/1, 52. maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 50 gün adli para cezası karşılığı aynı Yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 50 TL ‘den olmak üzere 2.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerinin yerine ” 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 5 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 50.00 TL’den olmak üzere sonuç olarak 250 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına”, ibaresinin eklenmesi suretiyle; sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.