Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/10066 E. 2013/12114 K. 01.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10066
KARAR NO : 2013/12114
KARAR TARİHİ : 01.07.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
… Ceza Genel Kurulunun 08.06.1997 gün ve 88/147 sayılı kararında da açıklandığı üzere bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan da söz edilmesi o olaydan da dava açıldığını göstermeyeceği dikkate alınarak, katılan sanık… ve müşteki sanık … hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan açılan bir kamu davasının bulunmadığı anlaşılmakla, zamanaşımı süresi içerisinde dava açılmasının mümkün olduğu belirlenerek bu husus bozma nedeni sayılmamıştır.
Katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş bulunan …’ın ,5271 sayılı CMK’nın 260.maddesinin 1.fıkrası uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek ve kamu davasına katılmasına karar verilmek suretiyle yapılan incelemede,
Olay tarihinde; müşteki sanık …, yönetimindeki araç ile birlikte yaşadığı katılan sanık … ile birlikte … ili şehirlerarası otobüs terminaline bir misafirlerini bırakmak için girip çıkacakları sırada, terminal gişesinde görevli katılan sanık … ile otopark ücreti konusunda tartıştıkları, katılan sanık …, müşteki sanık …’a “ananın a…görürsün” dediği, bunun üzerine …’ın gişe giriş kapısını zorlayarak kapıyı kırmak suretiyle içeriye girdiği, …’a saldırdığı, tarafların karşılıklı birbirlerine vurmaya başladıkları, devamında … ile birlikte gelen … da gişeye girip müşteki …’nın kolundan ısırdığı, otobüs terminalinde güvenlik görevlileri olarak çalışan
sanıklar … ve …’in de geldiği, … ve…’nın, kargaşada sanıkların kendilerine saldırıp vurduklarını iddia ettikleri, sonrasında … ve Isabella’nın güvenlik görevlileri tarafından gişe dışına çıkartıldıkları, bu sırada yine …’ın etrafa yumrukla vurup gişeye zarar verdiği, aynı zamanda …’ya yönelik olarak “orospu çocuğu seni burada yaşatmayacağım” diyerek tehdit içerikli sözler söylediği, olay sırasında müştekiye ait gişe giriş kapısı ve gişe içerisinde bulunan bilgisayar monitörünün yere düştüğü, klavyenin zarar gördüğü, yazar kasaya ait klavyenin kırıldığı, kumanda kutusu bağlantısının kırıldığı ve bu nedenle terminal şefi katılan …’in, …’tan şikayetçi olduğu, … ve …’nın, alınan adli raporlara göre, basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde ayrı ayrı yaralandıkları, böylece mala zarar verme, hakaret, tehdit, kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle basit kasten yaralama suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Müşteki Sanık … hakkında basit kasten yaralama ve tehdit suçlarından, katılan sanıklar… … … ve … hakkında basit kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Tehdit, bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Alınan adli rapor, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre suçların müşteki sanık tarafından işlendiğinin sabit olması karşısında, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır, katılan sanık…’nın, …’yı ısırmadığını; fakat cimciklediğini kabul etmesi, …’nın aşamalarda değişmeyen ifadesinde, İsabellella’nın kolunu ısırdığını
iddia etmesi, belirtilen bölgede ekimoz oluştuğunun adli raporla tespit edilmiş olması, yine çıkan kargaşada …’nın…’ya da vurmuş olması karşısında, … hakkında, …’ya yönelik basit yaralama eylemi nedeniyle ve … hakkında…’ya yönelik basit yaralama eylemi nedeniyle beraat kararı verilmesi yönündeki bozma düşüncesine, TCK’nın 51/3 maddesi gereğince, hükmolunan cezanın alt sınırından az olmamak üzere hakimin ertelemede denetim süresini belirlemede takdir hakkının bulunduğu dikkate alınarak, denetim süresinin verilen cezaya göre üst hadden verilmesinin yasaya aykırı olduğu yönündeki bozma düşüncesine ve …’ın, kamu davasına katılmak isteyip istemediğinin sorulmamasının sonuca etkisinin bulunmaması, hükmü temyiz etmesi için şikayetçi olup suçtan zarar görmüş olmasının yeterli olması karşısında, bu yöndeki bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.
Suçların sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA,
2-Müşteki Sanık … hakkında mala zarar verme ve hakaret suçlarından, katılan sanık … hakkında hakaret suçundan verilen, sanıklar …, … ve … hakkında kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle basit kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o
kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a-… hakkında mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararı açısından, müşteki sanık tarafından kırılan eşyaların mülkiyetinin … Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na ait olup kamu malı niteliğinde olduğu, ayrıca kamunun hizmetine tahsis edilen eşya niteliğinde olduğu dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 152/1-a maddesi gereğince kamu malına zarar verme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle basit mala zarar verme suçundan hüküm kurularak eksik ceza tayini,
b-Müşteki Sanık … ve katılan sanık … hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararları açısından, hakaret suçundan hüküm kurulurken özel tahrik hükmü olan 5237 sayılı TCK’nın 129. maddesinin uygulanması gerekirken genel tahrik hükmü olan aynı Kanun’un 29. maddesinin uygulanması,
c- Sanıklar …, … ve … hakkında kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle basit kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet kararları açısından, olay tutanağı, görgü ve tespit tutanağı, güvenlik kamerası kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre, sanıkların, … ve…’yı yaraladıklarına dair, bu kişilerin soyut iddialarından başka mahkumiyetlerine yeter kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, müşteki sanık, katılan sanık ve sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.