YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17098
KARAR NO : 2012/42878
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;sanığın, cep telefonu vasıtasıyla tanıştığı katılana kendisini Çiğli Ana Jet Üssünde pilot olarak tanıttığı, arkadaşlıklarını ilerlettikten sonra evlenme teklif ederek katılanın ailesine ait yazlıkta nişanlandıkları, katılana yazlığını ve arabasını satıp borçlarını ödedikten sonra ev ve yazlık alacağını söyleyip tapu masrafları için 4.000-5.0000 TL eksiği olduğunu belirterek katılandan para istediği, katılanında 4.353 TL’yi sanığa verdiği, sanığın …’da alacağı evin sahibinin hazır olmadığını söyleyip katılanla birlikte Seferihisar’a yazlık almak için gittikleri, sanığın yazlığın sahibini almak için katılanın yanından ayrıldığı ve bir daha gelmediği olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK.nun 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 30 gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; TCK.nun 157.maddesi uyarınca kurulan hükümde yer olan 30 gün adli para cezasının 5 gün olarak tayin edilmesi ve aynı yasanın 52/2. maddesine göre günlüğü 20 TL’den sonuç adli para cezasının 100 TL’ye indirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.