Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16907 E. 2012/42486 K. 02.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16907
KARAR NO : 2012/42486
KARAR TARİHİ : 02.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağdurun bankadan para çektikten sonra kuyumcuya doğru ilerlediği sırada sanığın, yerde bulunan paket halindeki parayı mağdura gösterdiği, ”gel bu parayı paylaşalım” dediği, sanığın bir süre sonra mendile sarılmış bir paketi el çabukluğuyla mağdurun pantolonun cebine soktuğu ve oradan uzaklaştığı, mağdurun cebini kontrol ettiğinde, bankadan
çektiği 480 Euro paranın alındığını fark etmesi olayı ile ilgili açılan kamu davasında, zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almanın hırsızlık suçunun temel şeklini oluşturduğu, hırsızlık suçunda mağdurun sakatlanmış da olsa bir rızasının bulunmadığı; dolandırıcılıkta ise, mağdurun bilgisi dahilinde malın alınmasına rağmen bu iradenin sakatlanmış olduğu, somut olayda, sanığın, mağdurun rızası ve bilgisi olmadan parayı almış olması karşısında eylemin TCK 142/2-b maddesinde yazılı hırsızlık suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza itibariyle sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 02/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.