YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6268
KARAR NO : 2012/42509
KARAR TARİHİ : 02.10.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, Suç İşlemek Amacıyla Kurulmuş Olan Örgüte Üye Olma
HÜKÜM : Mahkumiyet, Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1) Sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik babası …, amcası … ve halası …’ün vaki temyiz taleplerinin, 5271 sayılı CMK.nun 262.maddesi uyarınca temyize hakları bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2) Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan verilen mahkumiyet kararlarına, sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK.nun 220.maddesinde düzenlenen “Suç işlemek için örgüt kurmak” suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil, gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç istenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi gereklidir. Örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması da aranmalıdır. Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Soyut olarak sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp, bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir.
Somut olayda, sanıkların, beş kişiden oluşan yönetici kadro ve hesap numaraları kullanılan üyeleri vasıtasıyla çok sayıda mağdura karşı dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin sabit olması karşısında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçlarının oluştuğuna ilişkin kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
3) Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına, sanıklar …, …, …, … ve … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına, sanıklar …, … ve … hakkında dolandırıcılık ve suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
Mağdur … vekilinin davaya katılma talebi ile ilgili olarak mahkemece herhangi bir karar verilmemiş ise de; 5271 sayılı CMK.nun 260.maddesi gereğince ilgilinin kanun yoluna başvurma hakkının bulunduğu anlaşılmıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Örgüt kurucusu ve yöneticisi konumundaki sanıklar …, …, … ve …’in internet, yerel televizyon kanalları vb yollarla ülkenin farklı yörelerindeki … adamları hakkında araştırma yaparak şahısların telefon numaralarını da tespit ettikten sonra, sanıklar … ve …’ın bahsi geçen mağdur … adamlarını arayıp, kendilerini mağdurların yaşadıkları ilin valisi, vali yardımcısı veya ilçenin kaymakamı olarak tanıtarak, yurt dışında acilen tedavi görmesi gereken yardıma muhtaç bir çocuğun bulunduğunu, tedavi için yapılacak masrafların bir kısmının eksik kaldığını söyleyerek mağdurlardan yardım talep etmeleri, mağdurların denetim imkanını ortadan kaldırmak amacıyla hastanın uçağının havaalanından kalmak üzere olduğunu, paranın bir an önce hazır edilmesi gerektiğini söylemeleri, sanıklara inanan mağdurların muhtelif miktardaki parayı örgütün üyesi konumundaki sanıkların banka hesaplarına göndermeleri şeklinde gelişen olaylarda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
b) 1136 sayılı Kanun’un 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13.maddesinin 5.fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar …, … ve … lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,
Dolandırıcılıktan kurulan hükümlerin ilk bendindeki 30 gün karşılığı adli para cezası yerine 5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, üçüncü bendindeki 25 gün karşılığı adli para cezası yerine 4 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, dördüncü bendindeki 500,00 TL adli para cezası yerine 80.00-TL. adli para cezasıyla cezalandırılmasına, ibarelerinin eklenmesi; dolandırıcılığa teşebbüs suçundan kurulan hükümlerin ilk bendindeki 30 gün karşılığı adli para cezası yerine 5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, ikinci bendindeki 15 gün karşılığı adli para cezası yerine 2 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, dördüncü bendindeki 12 gün karşılığı adli para cezası yerine 1 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, beşinci bendindeki 240,00 TL adli para cezası yerine 20.00-TL. adli para cezasıyla cezalandırılmasına, ibarelerinin eklenmesi; hüküm fıkrasına “sanıklar …, … ve …’ın kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 2.000,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara verilmesine” fıkrasının eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4) Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında, mağdurlar … …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’e yönelik eylemleri nedeniyle dolandırıcılığa teşebbüs suçundan verilen beraat kararlarına, sanık … hakkında dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Mağdurlar …, … ve …’ın aranmasında kullanılan cep telefonu numarasının, kendisine karşı işlenen dolandırıcılık suçu sabit görülen mağdur …’ün aranmasında kullanılan cep telefonu numarası ile aynı olduğu, mağdur …’ın aranmasında kullanılan cep telefonu numarasının, kendilerine karşı işlenen dolandırıcılık suçu sabit görülen mağdurlar …, … ve …’nun aranmasında kullanılan cep telefonu numarası ile aynı olduğu dikkate alınarak, mağdurların arandığı tarihler belirlenip sanıkların suç tarihlerinde kullandıkları cep telefonu numaralarının ayrıntılı dökümleri temin edilerek ve dosya arasındaki iletişimin dinlenilmesi tutanakları da incelenmek suretiyle sanıkların mağdurları arayıp aramadıklarının tespit edilmesinden sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde beraat hükmü kurulması,
b) Sanık …’ın beyan ve dilekçelerinde 13.11.2008 tarihinde yakalanarak alındığı ceza infaz kurumunda 07.07.2009 tarihine kadar kaldığını, 13.11.2008 tarihinden sonra işlenen suçlar yönünden de hakkında ceza verildiğini belirtmiş olması, UYAP üzerinden yapılan incelemede sanığın 14.11.2008-07.07.2009 tarihleri arasında ceza infaz kurumunda bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın işlediği suçların tarihleri bu bağlamda belirlenmeden, ceza infaz kurumuna alındıktan sonra hangi şekilde örgüt faaliyetleri kapsamında işlenen suçlara iştirak ettiği hususu da gerekçede tartışılmadan, yazılı şekilde hakkında mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, O yer C.Savcısı ve sanık …’ün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.