Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16880 E. 2012/42488 K. 02.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16880
KARAR NO : 2012/42488
KARAR TARİHİ : 02.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık,özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’nın … adına düzenlenen nüfus cüzdanı ve ehliyeti kullanarak yanında arkadaşı sanık … olduğu halde katılanlar ve mağdurun işlettiği oto kiralama yerlerinden araç kiralayarak … adına 3 adet kiralama sözleşmesi yaptığı, bu şekilde sanık …’nın 3 kez ayrı ayrı özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia edildiği, sanık tarafından kiralanan araçların …’nın yönlendirmesiyle diğer sanıklara ulaştırıldığı, sanık …’e ait hasarlı araçlar deposunda toplanan araçların parçalanarak satışa sunulduğu ve kiralanan yerlere teslim edilmediği, araçların sanık … tarafından kiralanmasından sonra, …, … ve diğer sanıkların araçları teslim almak üzere yola çıktıkları, yolda yapılan kontrolde sanıkların yakalandıkları, böylece sanıkların aynı iştirak iradesiyle birlikte hareket ederek katılanlar ve mağdura yönelik sahte kira sözleşmelerini kullanılarak haksız menfaat temin ettikleri olayda dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarının işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
1-Sanıklar …, …, … haklarında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelenmesinde;
Sanıklar …, …, …’ın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum oldukları anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Haklarında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanıklar …, …, … ha klarında, 5237 sayılı TCK’ nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmamasındaki isabetsizlik aleyhe temyiz olmadığından, hüküm tarihi itibariyle adı geçen sanıklar ve … açısından; 5271 sayılı CMK’nın 216. maddesine aykırı olarak Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü alınmadan karar verilmesi yasaya aykırı ise de, 5320 sayılı Yasaya, 6217 sayılı yasanın 26.maddesi ile eklenen geçici 3.maddeye göre Asliye Ceza Mahkemelerindeki duruşmalara 01.10.2014 tarihine kadar Cumhuriyet savcılarının çıkmayacağının belirlenmiş olması karşısında, bu konudaki eksikliğin telafisi mümkün olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”5237 sayılı TCK’nın 157/1, 52/2 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 1.000 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 20.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yerine ” 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 5 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 100.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanıklar …, …, …, … haklarında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
a-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
b-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezaların tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.