Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2924 E. 2013/14913 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2924
KARAR NO : 2013/14913
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir.Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanığın “…” olan soyadını 11.07.2002 tarihinde mahkeme kararı ile “…” olarak değiştirdiği, öncesinde emekli olmak için Bağkur’a başvurduğu, ancak başvuru sırasında sanığın daha önceden … isimli
Başka birisinin Kahramanmaraş Şoförler ve Otomobilciler Odasında ki kaydını kullanarak kendisine sigortalılık süresi sağladığı, daha önce Bağkur’a … olarak kaydının yapıldığını bildiği için uyumlu olması bakımından Bağkur’a vermesi gereken nüfus kayıt örneğinde “Demirci” olan soyadında ki “-ci” ibaresini tahrip ederek nüfus kayıt örneğini verdiği verdiği, sanığın böylece hileli şekilde emeklilik işlemlerini tamamlayarak 01.06.2000 tarihinde emekli olduğunu ve böylece sanığın kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; fail tarafından ortaya konan hileli davranışın mağdurun inceleme eğilimini etkisiz kılacak nitelikte olmasının gerektiği nazara alındığında, Sayıştay Uzman Denetçileri tarafından düzenlenen üçlü bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği üzere, sanığın 12.05.1988 tarihli sigortalılık belgesi ekinde yer alan vukuatlı nüfus kayıt örneğinin soyadı hanesindeki ”ci” ekinde silinti ve kazıntı yapıldığının bariz olarak belli olduğu, belgelerin dikkatli bir şekilde incelenmesi halinde gerek tahrifatın, gerekse dosyadaki farklı bilgi ve belgelerin kolaylıkla tespit edilebileceği, olayın oluş tarzı dikkate alındığında, içeriği itibariyle gerçeği yansıtmayan belgelerin ve yapılan tahrifatın iğfal kabiliyetinin bulunmadığı gerekçelerine dayanan mahkemenin beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.