Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/15624 E. 2012/41017 K. 11.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15624
KARAR NO : 2012/41017
KARAR TARİHİ : 11.09.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanık … ‘nin emlakçılık işi yaptığı, eşi …’nin de eşiyle birlikte işleri yürüttüğü, sanık … ‘in, gazetede katılına kendilerine ait olduğunu söylediği ve gerçekte … isimli kişiye ait olan bir dairenin satışı için ilan verdiği, katılanın sanığın yanına giderek daire satışı için görüştüğü ve tarafların 45.000 TL bedel üzerinde anlaştıkları, katılanın sanıklara kaparo olarak 1.500 TL verdiği, sözleşmenin sanıklar ve katılan hazır olduğu halde imzalandığı, tapu işlemleri için tapu dairesine gidildiği, o sırada peşin olarak ödenmesi gereken 23.500 TL paranın sanıklara teslim edildiği, o gün tapudaki işlemlerin bitmediği, bunun üzerine sanık … tarafından, tapu işlemlerinin gecikmesi nedeniyle katılana teminat olarak borçlusunun kendisi olduğu 25.000 TL bedelli senet verildiği, tapuda devir için tarafların 31/07/2006 tarihine randevu almalarına rağmen, sanıkların tapu dairesine gitmedikleri, yapılan araştırmalarda sanıkların işyerini boşalttıklarının görüldüğü, daire sahibi …’in dairenin satışı için sanıklara bir talimatının bulunmadığının anlaşıldığı, böylece sanıkların iştirak halinde dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık …’nin daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık … hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
1-Katılan vekilinin sanık … hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ,
Ancak;
Sanık hakkında temel ceza olarak 2 yıl hapis cezası verildikten sonra TCK’nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden 1 yıl 6 ay denilmek suretiyle eksik ceza tayini, bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan sanık … hakkında hükümde yer alan “1 yıl 6 ay hapis cezası” ibaresinin “1 yıl 8 ay hapis cezası” olarak değiştirilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Katılan vekilinin ve Sanık … müdafiinin sanık … hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
a-Temel ceza olarak 2 yıl hapis cezası verildikten sonra TCK’nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden 1 yıl 6 ay denilmek suretiyle eksik ceza tayini,
b-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.