Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/15614 E. 2012/40934 K. 10.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15614
KARAR NO : 2012/40934
KARAR TARİHİ : 10.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, borcu nedeniyle ekonomik sıkıntı içinde bulunduğu anlaşılan katılana, alacaklısı olan … isimli şahıs ile irtibata geçip icra yoluyla yapılan satışı engelleyerek kendisini kurtaracağını söyleyip iki ayrı zamanda 520 Euro ve 8000 TL parasını almak suretiyle menfaat temin ettiği, 8000 TL parayı almasının akabinde katılana “…’dan 8 YTL aldım” şeklinde adını, imzasını ve 03.10.2001 tarihini el yazısıyla yazarak belge verdiği parayı 2005 yılında almasına rağmen 2001 tarihini yazdığı bunun da o tarihte henüz “YTL” ibaresinin tedavülde kullanılmamasından anlaşıldığı, sanığın, gerek parayı aldığı tarih olan 2005 yılını yazmayıp 2001 yılını yazmak suretiyle gerekse de daha önce katılanın yanında çalışmış olmasından dolayı zor durumda olduğunu bilerek alcaklılarıyla irtibata geçmemesine rağmen kendisini kandırmak suretiyle menfaat temin ettiği eyleminde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine, sanık İlhami’nin sabıka kaydı getirtilip, mevcut sabıkasında görülen ilamla ilgili uyarlama yapılıp yapılmadığı ve silinme koşullarının oluşup oluşmadığı da araştırıldıktan sonra sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
3-Sanık hakkında mükerrir olduğu gerekçesiyle 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına karar verilmiş ise de, Hayrabolu Sulh Ceza Mahkemesinin 09/06/2004 tarih ve 2004/129 Esas ve 2004/11 sayılı kararı ile verilen mahkumiyet kararının, verildiği tarihte kesin olması nedeniyle tekerrür hükümleri uygulanmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması;
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.